canakkalesavasi.gen.tr https://www.canakkalesavasi.gen.tr Çanakkale Savaşı, Çanakkale Savaşı Nedenleri ve Sonuçları tr-TR hourly 1 Copyright 2018, canakkalesavasi.gen.tr Thu, 01 Jan 1970 00:00:00 +0000 Thu, 13 Dec 2018 00:00:00 +0000 60 Anzaklar https://www.canakkalesavasi.gen.tr/anzaklar.html Sun, 25 Nov 2018 01:55:24 +0000 Anzaklar, Türkler tarafından 1. Dünya Savaşı sırasında Britanya İmparatorluğunun ordusunda savaşan Avusturyalı ve Yeni Zellandalı askerlere verilen isimdir. Anzak kelimesi aslında bu iki ülke askerlerinin ingilizce isimlerinin b Anzaklar, Türkler tarafından 1. Dünya Savaşı sırasında Britanya İmparatorluğunun ordusunda savaşan Avusturyalı ve Yeni Zellandalı askerlere verilen isimdir. Anzak kelimesi aslında bu iki ülke askerlerinin ingilizce isimlerinin baş harflerinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur.
1.Dünya Savaşı'nda İngiltere'nin yanında yer alan Avusturya ve Yeni Zellanda askerleri aslında savaş dışı kalmak istemişlerdi fakat kendi güvenlikleri için savaşın içinde bulmuşlardı kendilerini. Savaş öncesinde askeri anlamda gelişimi tamamlanmamış bu ülke askerleri İngiliz askerler tarafından eğitilmiş ve düzenlenmiştir. Anzak askeri içerisinde Maori ve Ranatongan yerlileri de bulunmaktadır.

25 Nisan 1915 tarihinde başlayan kara savaşında anzaklar Ingilizlerle birlikte savaşmışlardır. Aslında nerede ve kimlerle bile savaştıklarını bilmedikleri söylenir. İngilizlerin yenilmez ve büyük güç olduğunu düşünürler ve onların kanatlarının altında bulunurlar. Sadece Çanakkale de değil Türklerle savaştıkları her cephede olumsuz sonuç alırlar. Her ne kadar 1. Dünya Savaşı'nda hezimete uğrasalar da onlarında gurur kaynağı olmuştur Çanakkale Savaşı. Bu savaştan sonra Ingilizlerden psikolojik olarak bağımsızlığını olan etmişlerdir.Anzaklar

Çanakkale Savaşı anzak askerleri içinde büyük önem taşımaktadır. Anzak torunları her yıl 25 Nisan tarihinde Çanakkale'ye anma günü için gelmektedir. Çanakkale'ye orada ölen anzak askerleri için bir anıt dikilmiştir ve kara harekatının başlangıcı 25 Nisan da anzak ecdatlarını anmaya gelirler. Ayrıca 25 Nisan günü Avusturya ve Yeni Zellanda'da ulusal tatil olan edilmiştir. Çanakkale Savaşını anzaklar için bu kadar önemli yapansa bu savaşla beraber anzaklar millet olma duygusunu kazanmışlardır. Çanakkale Savaşından önce Ingilizlerle 48 ülkede çarpışmışlardır fakat hepsinde paralı asker gibi ingilizlerin yanında olmuşlardır. Bu yüzden Çanakkale Savaşını bayram gibi kutlarlar. Anzaklar, çok sayıda kayıp vermiş olsa da Çanakkaleden sonra bağımsızlığını olan etmiştir.


]]>
Conkbayırı https://www.canakkalesavasi.gen.tr/conkbayiri.html Sun, 25 Nov 2018 08:37:39 +0000 Conkbayırı,Çanakkale destanın yazıldığı yerlerden birisi olan Conkbayırı’nda 6 Ağustos 1915 tarihinde İngiliz ve Anzak birliklerinin, Osmanlı ordusu mevzilerine taarruzları ile başlayıp, 10 Ağustos 1915 tarihine kadar deva Conkbayırı,Çanakkale destanın yazıldığı yerlerden birisi olan Conkbayırı’nda 6 Ağustos 1915 tarihinde İngiliz ve Anzak birliklerinin, Osmanlı ordusu mevzilerine taarruzları ile başlayıp, 10 Ağustos 1915 tarihine kadar devam eden savaşlardır. İtilaf ordularının, 25 Nisan' da başlayıp, Ağustos ayına kadar ki süre içerisinde önemli bir ilerleme yapamadılar ve bunun sonucunda savaş adeta siper savaşına dönüştü. Daha sonra İngiltere yaklaşık 50.000 yeni asker getirerek çıkartma planı hazırlayıp, savaşı daha geniş bir alana yaymak istedi. Yapılan plan doğrultusunda 6 Ağustos sabahı Arıburnu ve Seddülbahir  bölgelerinde düşman topçu ateşi ile saldırıya geçti. Bu şekilde yeni cephe açılmış oldu.

İtilaf ordular komutanı Hamilton’un Anafartalar Bölgesi’ne açmış olduğu yeni cephenin asıl amacı Kocaçimentepe' dir. idi. Yani bir bakıma Conkbayırı’ydı. O dönemlerde Albay rütbesindeki Mustafa Kemal’in bu bölgeyi İngiliz ve Anzak birliklerine kaptırmamak için, birliklerini bu önemli bölgeye yerleştirmeyi planladı. Alpay Mustafa Kemal bunun için Çamlıtekke’den Conkbayırı’na geldi. Daha sonra Alpay Mustafa Kemal, karargâhdan almış oldu bilgiler ile 10 ağustos sabahı saat 04.30’da baskın yapmaya karar verdi. Bu plan ile Conkbayırı’nda 8.nci Tümene bağlı 23 ncü ve 24 ncü Alaylar hazır durumdaydı. Saldırıya katılacak diğer iki alay ise henüz gelmemişti. Bu alaylar ise 28 nci ve 41 nci alaylar idi. Albay Mustafa Kemal, 10 ağustos sabahı saldırı için hazırlandı. Saldırı için askerler süngü takmış bir vaziyette siperlerde beklemekteydi. Artık hücum zamanı gelmişti. Albay Mustafa Kemal şu şekilde anlatır.  “Gün ağarmak üzereydi. Çadırımın önüne çıkıp hücum edecek askeri gördüm. Oradan hücumun yapılmasını bekledim. Gün ağarmış, artık hücum zamanı gelmişti. Saat 04:30'du. Biraz zaman geçtikten sonra gün tamamen ağaracak ve düşman askerlerimizi görebilecektik. Bundan daha önce düşmanın piyade ve mitralyöz ateşi başlarsa, kara ve deniz top mermileri sıkı düzende duran askerlerimizin üzerinde bir defa patlarsa, hücumun imkansızlığa düşeceğine şüphe etmiyordum. Hemen ileri koşup, Tümen Kumandanı’na yanına gittim. O ve her ikimizin beraberinde bulunanlar ile hücum safının önüne geçtik. Önünden geçerek yüksek bir sesle askerlere selam verdim ve onlara: “Askerler! Karşımızda duran düşmanı mağlup edeceğimize hiç bir şüphe yoktur. Ancak siz acele etmeyin. Kırbacımla işaret verdiğim an hep birden atılırsınız.” Daha sonra kumandan ve subaylara da işaret verip, askerlerin dikkatini çekmelerini emredip, sonra hücum safının önünde bir yerde kırbacımı havaya kaldırarak hücum işaretimi verdim.” İşaret verilmesinin ardından süngü takıp hazır halde bekleyen askerler ok gibi siperlerinden fırlayıp karşı siperlere taarruza geçtiler. Taarruzun şiddeti ile Conkbayırı sırtlarında olan Yeni Zelanda askerleri, yamaçtan aşağıya doğru düzensiz bir şekilde savrularak geri çekildiler. Ön siperlerde bulunan düşman askerleri bu birden bire gelen saldırının üzerine silahlarına bile davranamadı ve kısa süre içinde imha edildi. Diğer taraftan ise 23 ncü Alay askerleri, geriye çekilen İngiliz ve Yeni Zelanda askerlerini takibe başladı. Bunun sonucunda Ağıldere yönüne saldıran Türk askerleri ile Tuğgeneral Boldwin komutasındaki dört taburluk düşman kuvveti saat 10.00’da şiddetli bir savaşa tutuştu. Bu çatışma sonucu General Bolwin ve Kurmay Başkanı hayatını kaybetti. Ağıldere kısa süre sonra Türk birliklerinin eline geçti.Conkbayırı

Conkbayırı'daki  mücadele bütün hızıyla devam ederken Albay Mustafa Kemal ölümden dönmüştür. Conkbayırı tepesinde Mustafa Kemal savaşın gidişatına bakarken elini birden göğsüne götürmüş ve şarapnel parçası göğsünde bulunan saati parçalamıştır. Göğsünde hafif bir morluk oluşan Albay Mustafa Kemal saat sayesinde kurtulmuş ve o saati Türk milletine hediye etmiştir. 

]]>
Çanakkale Savaşı Kimlerle Yapıldı https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi-kimlerle-yapildi.html Sun, 25 Nov 2018 14:57:31 +0000 Çanakkale Savaşı Kimlerle Yapıldı, 1.Dünya Savaşı devam ederken 1915 senesinde Gelibolu yarımadasında Osmanlı Devleti ve İtilaf güçleri arasında yapılmıştır. Bu savaş tarihe hem deniz hem de kara savaşı olarak yans Çanakkale Savaşı Kimlerle Yapıldı, 1.Dünya Savaşı devam ederken 1915 senesinde Gelibolu yarımadasında Osmanlı Devleti ve İtilaf güçleri arasında yapılmıştır. Bu savaş tarihe hem deniz hem de kara savaşı olarak yansımıştır. İtilaf güçlerinin ilk amacı Osmanlı Devlet'inin başkenti olarak bilinen İstanbul’u alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarını ele geçirmektir. Bu boğazları ele geçirerek Rusya ile denizden ve karadan rahat bir şekilde askeri ve ticari yönden önemli bir yol açmış olacaklardır. Bu sebepten dolayı İtilaf Devlet’leri için bu boğazların önemi oldukça büyüktür.

Çanakkale Savaşı’nın başlamasının önemli bir nedeni de, Osmanlı Devlet'ini zayıflatarak Almanya'nın gücünü oldukça aza indirgemektir.  Bu sebepten dolayı İtilaf güçleri ilk olarak Çanakkale Boğazı’na saldırmıştır. Bu saldırma da İtilaf güçleri pek başarılı olmamış ve iki tarafta bu saldırıdan olumsuz etkilenmiştir.

Çanakkale Savaşı Kimlerle Yapıldı

Çanakkale Savaşı öncesinde Almanya ile Rusya arasında bir savaş alevlenmiştir. Bu alevlenmenin hemen sonrasında Osmanlı Devleti Almanya ile bir antlaşma imzalamıştır. Bu antlaşma 2 Ağustos günü imzalanmıştır.  Bu antlaşma ile birlikte Osmanlı Devleti Almanya ile birlik içerisinde savaşa girmişlerdir. Bu savaşa girmeyi Osmanlı Devlet'inin hazır olmadığı için Enver Paşa başta kabul etmese de Almanya’nın zorlaması ile Osmanlı Devleti savaşa girmeye zorlanmıştır. Bu savaşın en önemli düşmanı Rusya olarak bilinmektedir. Rusya’nın yanı sıra İngilizler ve Fransızlar da bu savaşta Osmanlı Devlet'inin karşısında yer almaktadır. Çanakkale Savaşı kazanan için oldukça önem arz etmektedir. Savaşı kazanan taraf bu boğazlardan rahat bir şekilde geçerek hem askeri yönden rahat bir şekilde geçebilmekte hem de ticari açıdan rahat bir şekilde ticaret gerçekleştirilmektedir. Bu ticaret ve askeri hareketlilik ülkelerin askeri gücünü ve ekonomik gücünü oldukça kuvvetlendirmektedir. Bunun bilincinde olan devletler Çanakkale Savaşı’nı oldukça önemsemektedir.

]]>
Çanakkale Savaşı Komutanı https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi-komutani.html Mon, 26 Nov 2018 06:30:23 +0000 Çanakkale Savaşı Komutanı,  Çanakkale'nin baş komutanı Amiral Liman Von Sanders dı. Liman Von Sanders 1915 de, Çanakkale Savaşlarında Osmanlı kuvvetlerini yöneten Alman Deniz generalidir.Otto Liman Çanakkale Savaşı Komutanı,  Çanakkale'nin baş komutanı Amiral Liman Von Sanders dı. Liman Von Sanders 1915 de, Çanakkale Savaşlarında Osmanlı kuvvetlerini yöneten Alman Deniz generalidir.

Otto Liman Von Sanders

17 Şubat 1855 de Pomeranya’da, Stolp şehrinde doğmuştur. 1913 yılında Kaseldeki 22. Piyade Alayında Orgeneral iken Balkan Savaşlarında yıpranan Osmanlı ordularını ıslah etmek için Türkiye’ye gönderilmiş. Rusya, Osmanlı kuvvetlerine bir Alman generalinin gönderilmesini şiddetle protesto etmiş. Liman, askeri yönetimde yaptığı reformlardan dolayı Enver Paşa ile anlaşamadı. 1915 yılında 5. ordunun başında, Çanakkale ve Gelibolu’yu İngiliz ve Avustralya donanmalarına karşı başarılı bir şekilde savunmuştur. İngilizlerin casuslukları sonucu, verdikleri büyük zayiatı, istihbarat tedbirleri aldırarak önlemiştir. Casusluk faaliyetlerini Padişaha rapor etmiş. Liman, bu başarısından sonra 1 Mart 1918’de Suriye ve Filistin’deki 4. 7. ve 8. ordulardan meydana gelen Yıldırım orduları grubunun başına getirilip, İngilizlerin daha fazla ilerlemesini durdurmuş. Ancak İngiliz generali Edmund Allenby, başarı göstererek bu cepheyi çökertmiştir (Eylül 1918). Liman, Birinci Dünya Savaşı sona erip Mondros Mütarekesi imzalandığında Almanya’ya dönmüş ve 22 Ağustos 1929 yılında ölmüş.

Çanakkale Savaşı Komutanı
Çanakkale'yi savunan Osmanlı 5. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders Osmanlı Devletindeki Alman Danışma Kurulu Başkanıydı. Yani cephe içindeki Bakanlık ve Genelkurmay başkanlığından sonra en yetkili komutandı. Alay komutanı, albay Mustafa Kemal ise onun emrine bağlı albaylardan sadece biriydi ve 19. yedek tümen komutanıydı. Liman paşa, Esad paşa ve Enver paşa ile sıkı bir iletişim halinde Çanakkale'de ki savaşlarını yönetmiştir. O tarihlerde Osmanlı ordusu ve donanması içerisinde 40.000 e yakın Alman subayı görev almıştır.

Almanlarla bu kadar içli dışlı olunması ve 1. Dünya savaşında yanlış bir karar alıp Almanlarla müttefik olup, tamamen onların menfaatine uygun olarak savaşılması, Talat, Enver ve Cemal paşa üçlüsünün  ihanetidir.
]]>
Çanakkale Savaşının Önemi https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasinin-onemi.html Mon, 26 Nov 2018 21:27:04 +0000 Çanakkale Savaşının Önemi, Çanakkale'nin son tarihi bundan 80 yıl önce bugün, 18 Mart 1915'de yazıldı. Bu tarih, daha öncekileri unutturdu. Artık bu tarihin üzerine yeni bir tarih yazılmayacak. Eski zafer yıldızla Çanakkale Savaşının Önemi, Çanakkale'nin son tarihi bundan 80 yıl önce bugün, 18 Mart 1915'de yazıldı. Bu tarih, daha öncekileri unutturdu. Artık bu tarihin üzerine yeni bir tarih yazılmayacak. Eski zafer yıldızlarının yanında, bu son zafer, güneş kadar heybetli ve azametli. Çanakkale Boğazı, bugün tarihin yolunu çizenlerin elinde, yarın da yiğit ellerde olacak. Çünkü, Boğaz'ın sularında kanımızın, bayrağımızın rengi var. Çanakkale Savaşı bu anlamda tarihsel önemi; Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nın başladığı ilk aylarda savaş dışı kalmayı tercih etmişti. Çünkü devlet, büyük ve yıkıcı bir savaşın yükünü çekemeyecek zayıf durumdaydı. Osmanlı Devleti'nin bu savaş dışı durumu, Boğazlardan geçebilecekleri için iltifat Devleti'nin işine gelmekteydi. Ancak Almanya, Boğazların kapatılmasını ve Osmanlı Devleti'nin kendi yanında savaşa girmesini istiyordu. 21 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile, ittifak Devletleri safında yer almak üzere bir antlaşma imzalamıştı. Ancak bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin savaş hazırlıkları henüz başlamadığı için gizli tutulmuştu. Osmanlı Devleti'ni bu antlaşmanın hemen ertesinde seferberlik hazırlıklarına başlamıştı. Aynı zamanda Osmanlı Devleti, "silahlı tarafsızlık"ını ilan etmiştir. Batı Cephesi'nden alınacak bir kısım kuvvetle donanmanın işbirliği ile daha etkili ve sonuç alıcı bir harekata girişilmesi yolları aranmaya başlandı. Sonuçta Boğazlar'a yönelik bir operasyon planı üzerinde tartışılmaya başlanmıştır. Rusya ile bağlantının bu şekilde, Boğazlar'ın kontrolü sağlanarak sonuçlandırılması, Osmanlı Devleti'nin başkenti olan İstanbul'un da işgalini kaçınılmaz olarak gerektirmektedir. İkisi, aynı anda gerçekleşecek sonuçlardır. Çanakkale Boğazı'ndan geçilerek İstanbul'un işgalinin İtilaf Devletleri açısından diğer stratejik sonuçları ise;

Boğazların Önemi;

Boğazlar, dünya coğrafyasında bulunduğu stratejik konumu açısından, geçmişte olduğu gibi bugünde önemli bir geçiş yeridir. Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlayan Boğazlar, ekonomik açıdan tarih boyunca büyük bir öneme sahip olmuştur. Boğazlara sahip olmanın tüm dünya ticareti ile yakın ilişkide olmak anlamına geldiğini iyi bazı ülkeler, tarih boyunca boğazlarda hakimiyet kurmanın hesapları içerisinde olmuşlardır. Çanakkale Savaşı Türk milletinin Anadolu'daki gücünün varlığı ile de doğru orantılıdır. Türk Milleti'nin geçit vermediği deniz ve kara savaşlarının ardından I.Dünya Savaşı uzamış ve düşman kuvvetlerinin bir günde zafere ulaşma ümidi yok olmuştur. Şayet, kahraman Türk askerimiz canını keskin kurşunlara siper etmeseydi, İstanbul ele geçirilir ve vatan istilaya uğrardı.

Çanakkale Savaşının Önemi

Türkiye'nin dört bir yanından gelen Mehmetçiklerimiz Çanakkale'de efsane yazmışlardır. Birçok nedenlere dayandırılan bu savaşın Türkler tarafından kaybedilmemesi Türk ve Dünya tarihi açısından bir çok gelişmelere sahne olmuştur.

Çanakkale Savaşının Önemi Ve Sonuçları;

Bu zafer Gelibolu Yarımadası üzerinden kazanıldı. O dönemdeki yani Birinci Dünya Harbi içindeki düşmanlarımız İngiltere ve Fransa, Gelibolu Yarımadasını ele geçirerek Çanakkale Boğazı'nı açmak ve devamında da başkent İstanbul'u işgal etmek niyetiyle bu harekata başladılar. Böylece Türk'lerin Avrupa ile bağlantılarını da tamamen kesmiş olacaklardı. Ancak Gelibolu Yarımadası'nın bilindiği gibi bizim tarihimizde ayrıcalıklı bir yeri vardır. Bizim Avrupa'ya geçişimizdeki ilk bölgedir. Avrupa Kıtası'ndaki sahip olduğumuz ilk topraktır. Avrupa'ya attığımız ilk adımdır. 1354 yılında Gazi Süleyman Paşa tarafından Türk topraklarına katılmıştır. İşte böyle bir vatan çiğnetilmemiş olması ile Çanakkale Zaferi önemlidir.

Çanakkale zaferinden bir yıl önce Türk ordusu, tarihinin en büyük hezimetini yaşamıştır. Balkan harbi, Balkan faciası, bu mağlubiyet sonucunda, üç hafta içerisinde bugünkü topraklarımızın 1/5'inden daha fazla toprak, bir başka ifadeyle Meriç Nehr]]> Çanakkale Şiiri https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-siiri.html Tue, 27 Nov 2018 04:36:25 +0000 Çanakkale şiiri denince akla her ne kadar akla ilk gelen Mehmet Akif Ersoy'un "Çanakkale Şehitlerine" isimli eseri gelse de, bu efsanevi savaş üzerine ve özgürlükleri, hakları uğruna canlarını feda eden binlerce insan için yüzlerce diz

Çanakkale şiiri deyimi, bu savaşın büyüklüğü ve önemi sebebiyle adeta Türkçe'ye yerleşmiş durumdadır. Çanakkale Savaşı tarihin en kanlı, en efsanevi savaşlarından biridir. Bu savaş sadece Türk milletini değil, savaşa katılan diğer ulusları da derinden etkilemiştir. Savaş ile başlayan bazı ilişkiler dostluğa dönüşmüştür. Örneğin, savaşta yer alan Anzaklar için Çanakkale'de bir anıt yapılmış ve Mustafa Kemal, bu savaşta ölen insanlar için anavatanlarına bir mesaj göndererek onların da burada rahat uyuyacaklarını bildirmiştir.

Çanakkale Savaşı bir milletin ruhuna işleyen destansı bir savaştır. Bu mücadelede hayatlarını kaybedenler yalnızca kendi özgürlükleri için değil, gelecek nesillerin özgürlükleri için de savaşmışlardır. Bu destanı en iyi anlatan Çanakkale şiiri, milli şair Mehmet Akif Ersoy'un "Çanakkale Şehitlerine" adlı başyapıtıdır. 

Çanakkale Şiiri
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

Şu Boğaz harbi nedir Var mı ki dünyâda eşi 
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. 
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya- 
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. 

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! 
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı' 
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, 
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! 

Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, 
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer. 
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında, 
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! 

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk: 
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. 
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... 
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ! 

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil, 
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil, 
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına; 
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. 

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... 
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. 
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb, 
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb. 

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; 
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; 
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; 
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. 

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam, 
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam. 
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; 
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer... 

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak, 
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak. 
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller, 
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller. 

Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, 
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre. 
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... 
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! 

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; 
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman 
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm 
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm. 

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler, 
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer; 
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi; 
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi. 

Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek: 
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek. 
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... 
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar, 
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, 
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! 

Ey, bu]]> Çanakkale Türküsü https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-turkusu.html Tue, 27 Nov 2018 15:51:21 +0000 Çanakkale Türküsü, Çanakkale savaşı daha başlamadan evvel askerler savaşa hazırlanırken, daha önceden Çanakkale yöresinde bilinen ve söylenen bir türkünün üzerine Çanakkale savaşına ait sözler yazılarak oluşturulm Çanakkale Türküsü, Çanakkale savaşı daha başlamadan evvel askerler savaşa hazırlanırken, daha önceden Çanakkale yöresinde bilinen ve söylenen bir türkünün üzerine Çanakkale savaşına ait sözler yazılarak oluşturulmuş bir asker türküsüdür. 

Çanakkale türküsü savaş öncesinde doğuyor ve savaş esnasında askerler tarafından söylenmiştir ve Çanakkale savaşı sona erdikten sonra savaşa katılan askerler kendi memleketlerine döndükten sonra askerlerin tümünün ağzından bu türkü, gittikleri yörelerin tümünde söylenmeye başlıyor. Çanakkale savaşının üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen günümüzde bu türkü halen yurdumuzun her bölgesinde ve yörelerinde söylenmektedir. Ayrıca Gagavuz Türkleri, Makedon Türkleri, Bosna Hersekli, Arnavut Türkleri ve Kerkük Türkleri de bu türküyü söylüyorlar. O dönemin tüm Osmanlı coğrafyasında ve ülkemizin her yöresinde halen herkes kendi diliyle ve şivesiyle Çanakkale türküsünü söylenmektedir.

Çanakkale Türküsü

Çanakkale Türküsü

Çanakkale içinde vurdular beni

Ölmeden mezara koydular beni

Of gençliğim eyvah

Çanakkale köprüsü dardır geçilmez

Al kan olmuş suları bir tas içilmez

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde aynalı çarşı

Anne ben gidiyorum düşmana karşı

Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde bir dolu testi

Anneler babalar ümidi kesti

Of gençliğim eyvah

Çanakkale'den çıktım yan basa basa

Ciğerim çürüdü kan kusa kusa

Of gençliğim eyvah

Çanakkale'den çıktım başım selamet

Anafarta 'ya varmadan koptu kıyamet

Of gençliğim eyvah.

]]> Çanakkale Savaşı İle İlgili Şiirler https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi-ile-ilgili-siirler.html Wed, 28 Nov 2018 06:04:29 +0000 Çanakkale destanı, 18 Mart 1915-9 Ocak 1916 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. 18 Mart 1915'de başlatılan ilk saldırı 9 Ocak 1916 tarihinde karşı donanmanın ülkeyi tamamen terk etmesi ile sona ermiştir. Birleşik Krallık ve Fransa Çanakkale destanı, 18 Mart 1915-9 Ocak 1916 tarihleri arasında gerçekleşmiştir. 18 Mart 1915'de başlatılan ilk saldırı 9 Ocak 1916 tarihinde karşı donanmanın ülkeyi tamamen terk etmesi ile sona ermiştir. Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanma Boğaz'a geniş çaplı ilk saldırıları 1915 Şubat ayında başlatılmıştır. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konulmuştur. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplar vererek, deniz harekatından vazgeçilmek zorunda bırakılmıştır. Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı günü olarak ilan edilmiştir. Türk'ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak günüydü. I. Dünya Savaşı'ndan kısa bir süre önce, 1911-1942 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika topraklarını İtalya'ya kaptırmış, 1912-1913 Balkan Hezimeti ise, Rumeli'deki son Türk hakimiyetini yok etmiştir. Bulgar ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, 500 yıldır Türk olan Rumeli'nin kaybı, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi, o zamanın devlet adamlarında siyasi yalnızlığın doğal bir neticesi olarak değerlendirilmiştir.

Çanakkale Savaşı İle İlgili Şiirler;

Türkün Geçit Vermez Kalesidir Çanakkale

  • Bir destanın adıdır Çanakkale
  • Ateşle imtihandır Çanakkale
  • Tarihte destandır Çanakkale
  • Düşmana mezardır Çanakkale
  • Kınalı kuzuların yattığı yer Çanakkale
  • Seyit onbaşıların gücüdür Çanakkale
  • Yahya çavuşların savaşıdır Çanakkale
  • Türkün kaderini yazıldığı yer Çanakkale
  • Düşmana yol vermeyen sudur Çanakkale
  • Çelikten kaleyi yutan yerdir Çanakkale
  • Haçlıya tarihi büyük derstir Çanakkale
  • Türkün geçit vermez kalesidir Çanakkale

Çanakkale Savaşı İle İlgili ŞiirlerEy Kahraman Türk Ordusu

  • Çanakkale için akan kanlar
  • Denizdeki dalgalara vurmuş
  • Türk ordusunun zaferi
  • Esir milletlere bir umut olmuş
  • Ey kahraman Türk Ordusu
  • Yurdun dört bir yanından
  • Toplanmış asker
  • Bir istiklal uğruna
  • Canlarını feda etmiş
  • Çanakkale yolunda
  • Ey Kahraman Türk Ordusu

18 Mart Çanakkale

  • Bulutlar sarmıştı her yanı,
  • Kapkara bir geceydi,
  • Yağmur, bardaktan boşalırcasına,
  • Sağnak gibi yağıyordu,
  • Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
  • Top, tüfek sesleri,
  • Her yanı inletiyordu,
  • Mustafa Kemalin askerleri,
  • Aslanlar gibi dövüşüyordu,
  • Ve Çanakkale kahramanca,
  • Düşmana selam veriyordu,

Dur Yolcu

  • Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,
  • Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
  • Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
  • Bir vatan kalbinin attığı yerdir!...
  • Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
  • Gördüğün bu tümsek Anadolu'nda
  • İstiklal uğrunda, namus yolunda,
  • Can veren Mehmet'in yattığı yerdir!

Çanakkale Savaşı

  • Bir savaş vardı Çanakkale'de
  • Şehit kan verdi göz göre göre!
  • Yaş 5-65 demedi,
  • Şehit etti Türkiye'yi!
  • Gazisi var şehidi,
  • Canını verdi bu vatana!
  • Gerçek bir imanla,
  • Kazandı bu savaşı.
  • Yenilgiye düştü karşı taraf,
  • Silah bol, iman az.
  • Vatan sevgisi yoktu,
  • Gönülde büyük eksik var.
]]>
Çanakkale Geçilmez https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-gecilmez.html Wed, 28 Nov 2018 07:21:32 +0000 Çanakkale Geçilmez, Birinci Dünya savaşında yedi düveli karşısında bulan Türklerin yaptığı dillere destan Çanakkale savunması ardından söylenmiş sözdür. Düşmanları bu sözü dile getiremeseler de kafalarına Çanakkale Geçilmez, Birinci Dünya savaşında yedi düveli karşısında bulan Türklerin yaptığı dillere destan Çanakkale savunması ardından söylenmiş sözdür. Düşmanları bu sözü dile getiremeseler de kafalarına o gün dank ettiği gibi bugün de hala o acı mağlubiyeti hatırlamaktadırlar.

Çanakkale Geçilmez, Bir yandan vatanını canı pahasına koruyan, düşmanı Boğazlar'dan geçirmemek için tüm şeyini ortaya koyan Mehmetçiğin acı dolu hikayesini anlatırken; Çanakkale'nin geçilemeyeceğini anlayan Avrupa'nın sözde koca devletlerinin donanmaları, arkalarına dahi bakmadan geri dönmek zorunda kalmışlardır. Çoğu haçlı zihniyetli kendilerini Avrupalı diye adlandıran, hangi ırktan, milletten olduğu dahi bilinmeyen insanların, topraklarımızdan gittiklerini duyan Anadolu insanları, bulundukları yerleri bayram yerlerine çevirdiler.

İstanbul'a zafer haberi ulaştığında halk sokaklara döküldü, herkesi ayrı bir sevinç kapladı. Fakat 57.000 şüheda (şehitlik) makamına ulaşan Mehmetçiklerimizi ve aralarında bulunan analarımızı da arkamızda bırakarak Ehli iman olan o Mehmetçiklerin hepsi de şüheda makamına yükseldiler. Yüce Mevla'm bizlere de o makamları nasip eylesin. Yoksa;

 Allah'u Zülcelal Hazretlerinin huzuruna çıkacak ne yüzümüz var ne cesaretimiz. En azından şehitlik makamıyla gidersek belki yüzümüz olur. Allah'u Zülcelal Hazretlerinin huzuruna çıkmaya. Çanakkale'deki zafer tez duyulur İstanbul'a. Süleymaniye Camisi'nin yaşlı mahyacısı içindeki coşkuya dayanamayıp, yanına çıraklarını da alıp aklına ilk gelen iki kelimeyi minarelerin arasına, yani mahyaya yazıp yatsı namazına kadar kandilleri yetiştirir. İstanbul'un her yerinden görülen mahyadaki iki kelime aynen şudur;

Çanakkale Geçilmez

"ÇANAKKALE GEÇİLMEZ"

Bu sözün temeli Süleymaniye müezzini derviş ruhaniyetli, bu zatın gönlünden mahyaya, oradan da İstanbul'a, oradan da tüm Anadolu'ya ve dünyanın her yerine Çanakkale'nin geçilemeyeceğini beyan edilmesidir. Bizlerde o gün bugün bu iki kelimeyi söyleriz.

Ey Çanakkale Seni Geçilmez Yapan Nedir

Bir düşünürsek Askerlerimiz teçhizat ve silah yönünden çok iyi değillerdi. Savaşmayı çok iyi bilirler, lakin cepheden cepheye koşmaktan yorgun düşmüşlerdi. Ellerine hiç silah almamış olanlar çoğunluktaydı. Sadece cephede bir veya iki haftalık temel eğitimle düşmanın karşısına geçiyorlardı.

Çanakkale'nin geçilememesinin başlıca temel sebeplerinden birisi; çoğu insanlarda olmayan vatan sevgisi dediğimiz manevi duygularıydı. Bu duygu ve maneviyat sadece kimlerde olabilir derseniz, imanı kemale ermiş olgun beşerler de olur. Zira kainata rahmet diye gönderilen sevgili peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) efendimiz, Rabbim bizleri şefaatlerine nail eylesin "Vatan sevgisi imandandır" sözünün sırrı, cephe gerisindeki, huduttaki, vatan savunmasını yapan Mehmetçik gönüllü insanların kalplerine sirayet ettiği içindedir.

Konunun cephe öncesine doğru giderse, Ecdadımızın yaşamış olduğu o dönemlerde öyle birlik ve beraberlik vardır ki sabah, öğlen, akşam sofraya oturan aileler sofralarında aynı çorba kaselerinden kaşık sallanırdı. Sofraya konan her türlü yemek tek kasede olup, herkes o kasenin içine kaşığını daldırır ne gelirse bahtına diye de düşünmezlerdi. Zira o sofra o kadar bereketli olurmuş ki kimsenin kaşığı boş dönmezmiş. Kasenin dibinde kalan son lokmada sofraya oturan en küçük bireye "Nişanlın güzel veya kısmetin bol olsun" denilerek bitirmeleri söylenirmiş. Yemeğin bereketi başında mı ortasında mı hiç bilinmemektedir. Bu sofralarda birlik içinde yetişen bireylerin düşman karşısındaki duruşlarını bakın sizler düşünün. Özetleyerek Rahmet kapıları ilk önce sofradan ve haneden açılır derler. Farkına varmak lazım...!

Resulü Zişan efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyurur "Birlikte rahmet, ayrılık da azap vardır" o günlerin birlikten hiç ayrılmayan bu yüzden sırtımız yere gelmedi. Elhamdülillah... Mevlam bu günde ve gelecekte de ara]]> Seyit Onbaşı https://www.canakkalesavasi.gen.tr/seyit-onbasi.html Thu, 29 Nov 2018 01:46:11 +0000 Seyit Onbaşı, Seyit Onbaşı, 1889 yılında Eylül ayında dünyaya gelmiştir. Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde yaşamıştır. Babasının adı Abdurrahman, annesinin adı, Emine olarak bilinmektedir. Seyit Onb Seyit Onbaşı, Seyit Onbaşı, 1889 yılında Eylül ayında dünyaya gelmiştir. Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde yaşamıştır. Babasının adı Abdurrahman, annesinin adı, Emine olarak bilinmektedir. Seyit Onbaşı, 1909 yılında Nisan ayının başlarında askerliğine başlamıştır. 1912'de Balkan muharebelerine katılmıştır. Savaş bittikten sonra terhisi verilemedi ve topçu eri olarak Çanakkale Cephesi'nde göreve başlatıldı. Çanakkale Savaşları'nda göstermiş olduğu kahramanlıklarınla adını bir kez daha Türk tarihine yazılmıştır. 18 Mart Deniz Savaşı anında, Rumeli Mecidiye Tabyası'nda ayakta kalan tek top vardı ve onun da mermi kaldıran vinci bozulmuştur. Seyit Onbaşı büyük bir güçlükle 215 Okkalık olan bu ağır mermiyi üç kez tekrarlayarak namlunun ucuna sürerek bu kahramanlığınla Ocean gemisi büyük bir yara almıştı. Seyit Onbaşı 1918 sonbaharında köyüne dönerek, sanatı olan ormancılık ve kömürcülüğüne orada devam etmiştir. 1934 tarihinde yürürlüğe konulan soyadı yasası ile "Çabuk" soyadını almıştır. 1939 yılında hastalanarak akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

Seyit Onbaşının Yaptıkları;

Çanakkale Savaşları'nda Deniz Savaşları yapılırken Seddü'l-bahir açıklarında olan düşman gemileri Morto Koyu ile Seddü'l-bahir tepesini sürekli bombardıman altına alarak Türk mukavemeti giderek azalmaya başlamışlardı. Kendilerini Allah'ın korumasına bırakıp Türk birlikleri şehitlik mertebesine ulaşmayı çok istediklerine, kaçmak yerine son çabalarına kadar mücadele etmişlerdir. Bu arada bir İngiliz gemisinden atılan büyük bir bomba Morto Koyu sırtlarındaki bir topçu birliğimizi toptan yok etmiştir. İçlerinde sadece Seyid Ali Çavuş sağ olarak kurtulmuştur. Çavuş etrafındaki gördüğü manzara karşısında duyduğu üzüntü ile dünyada eşi olmayan az görülebilecek bir olay gerçekleştirmiştir. Duyduğu üzüntü ve acı ile normalinde üç kişinin bile çok zor kaldırabileceği 257 kiloluk bombayı olduğu yerden tek başına kaldırdı, taşıdı ve topun namlusuna sürerek ateşlemiştir. Bu mermiyi göndereceği yeri biliyordu. Queen Elizabeth gemisinin bacasından içeri girerek gemiyi ortadan ikiye ayrılarak batmıştır. bu olayda, 257 okkalık koca mermiyi kaldırmış ve doğaüstü gücünü göstermiştir.

Seyit Onbaşı

Seyit Ali Onbaşı ile birçok menkıbeyi Mehmet İhsan Genişçan, eserlerinde şöyle dile getirmiştir;

"Ne hikmetse bataryada tek top ayakta kalırken, ama onun da vinci kırık olduğundan mermileri namluya bir türlü süremiyorlardı. Yüzbaşı Hilmi Bey, etrafında birilerinden yardım almak düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı esnada Niğdeli Ali ve Koca Seyit ümitsiz ve hayli perişan vaziyette ne yapacaklarını düşünüp duruyorlardı. "Ulu ve yüce Allah'tan başka hiçbir güç kuvvet yoktur ki", duasını Seyit'in ağzından nur tanesi gibi adete damla, damla dökülmeye başlamıştır. Seyit Ali, bu duayı defalarca üst, üste okumuştur. Bu Allah'a yalvarışı şüphesiz hiç kimsenin ettiği dualara benzemiyordu.

Aşk ile feryat etmesi ve 257 okkalık top mermisini kucaklayarak omuzuna alması birdenbire olmuştur. Demir basamakları tam üç kez inip çıkmıştır. Yanında bulunan Niğdeli Ali, Seyit'in göğsünden ve omuzundan gelen kemiklerinin çatırdamasını duymuştur. Hayret ediyor, dehşet içinde bakıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi ile savaşın kaderini bu şekilde değiştiren ve olay yaratmış oldu. İngilizler'e ait "Ocean" adlı zırhlı, bu merminin vuruşuyla korkunç yara almıştır. Aynı günde ve saatlerinde Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa, Ödül almıştır. Seyit'e onbaşılık rütbesini veren kumandandır.

 Merminin bir defa daha kendi huzurunda kaldırmasını istemiştir. Bunun üzerine Seyit Onbaşı, Cevat Paşa'ya ardından şu cevabı verir; "Ben bu mermileri kaldırırken kalbim, Allah'ın feyziyle doldu. demiştir. Ancak bu kuvvetin sırrı olarak o anda bana gelen Allah'ın ihsan buyurduğu bir vergiydi dedi. Bu ağırlığı kaldıracak kadar bir rütbeye varmışsam bu duayla Allah'ın rızası ile olmuştur]]> Nusret Mayın Gemisi https://www.canakkalesavasi.gen.tr/nusret-mayin-gemisi.html Thu, 29 Nov 2018 14:21:59 +0000 Nusret Mayın Gemisi: Asıl adı "Nusrat" olan gemi savaş esnasında bölgeye mayın dökmek amacıyla yapılmış ve 1913 yılında Osmanlı Donanmasına katılmıştır. Almanya üretimi olan gemi Çanakkale Zaferinin sessiz kahramanlarınd Nusret Mayın Gemisi: Asıl adı "Nusrat" olan gemi savaş esnasında bölgeye mayın dökmek amacıyla yapılmış ve 1913 yılında Osmanlı Donanmasına katılmıştır. Almanya üretimi olan gemi Çanakkale Zaferinin sessiz kahramanlarından birisidir.


O karanlık günlerden aydınlığa ve zafere giden yolda savaşın seyrini değiştirecek olay olmuştu. Nusret mayın gemisinin 7 Mart gecesi elinde kalan son 26 mayını denize dökmesi zaferin en büyük sağlayıcı olaylarından birisi olmuştur. Savaşın başında düşman gemileri boğaza gelmedin evvel sular Türk askeri tarafından mayınlanmıştı. Fakat düşman donanması mayınların yerini ve diziliş şeklini ezberlemiş, bu yüzden hiç bir mayına temas etmeden rahatlıkla ilerliyordu. Bunu engelleyecek bir hamle yapılması gerekiyordu. Dar alanlarda çok rahat manevralar yapabilen, çok az su çektiği için mayınlı bölgelerde rahatlıkla dolaşabilen Nusret mayın gemisinin bu yanıltma hareketini yapabileceği kanaatine varıldı. Altı Mart gecesi Mayın Grup Komutanı Nazmi Bey bu iş için görevlendirildi. Görevi; boğazda demirli gemilere geceden yaklaşıp, gemilerin hareket yoluna paralel bir biçimde mayınları yerleştirmekti. Eğer yerleştirme sırasında düşman gemileri tarafından fark edilirse mutlak son kaçınılmazdı. Ama ölürsem şehit inancı ile yola çıkmış olan bir kişi gözünü neden sakınır ki Gene de her ihtimale karşı karada ki toplar o bölgeye doğru güdümlenerek hazır halde bekletildi. Olası bir tespit durumundan karadan taciz atşi açılacak ve Nusret'in kaçması için zaman kazandırılacaktı. Dahice bir plan hazırlandı. Daha önce boğazı kesecek şekilde mayın döşenmiş olup düşman gemileri bu mayınların arasından rahatlıkla manevra yaparak görevlerini yapabiliyorlardı. Bu seferki plan onların hesap etmediği bir biçimde, kıyıya paralel olarak döşenme işi yapılacaktı. Nusret'in komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey'di. Fakat Yüzbaşı hasta idi ve yeni kalp krizi geçirmişti. Bütün bunlara rağmen Hakkı bey görevi üstüne aldı. Memleketin bütün sorumluğu ve kaderi onun üstündeydi artık. Bu duygularla 7 Mart akşamı sessizce demir aldı, bütün ışıklarını kapattı, kıvılcım çıkmasın diye kazanını bastırdı. Bu şekilde mayınlı bölgeden geçerek düşman hattına sızmayı başardı. Gemilerin arasından geçerek Akyarlar koyu kıyıların varıp hızlı bir biçimde mayınları serip, aynı yoldan sessiz bir biçimde limana döndü. Bu esnada Nusret'in komutanı Yüzbaşı Hakkı bey'in kalbi bu heyecana dayanamayarak durmuştu. Ömrünün son nefesinde memleketine çok büyük hayrı dokunmuş bir vatan evladı olarak tarih sayfalarında yerini almıştı.Ertesi sabah kıyılarımızda çok heyecanlı bir bekleyiş vardı. Fakat ilk hareket 10 gün sonra başlamış ve ikmal için dönen gemiler patlamaya başlamıştı. İlk olarak; Bouve yaklaşık 650 mürettebatıyla boğazın dibine gömülmüş, ardından İnflexible, İrrestible, Ocean, Golva, Suffen gemileri de mayına çarparak yan yatmaya başlamışlardır. Bunlardan İrrestible ve Ocean tamamen batmış, diğerleri ağır hasar alarak kullanılamaz hale gelmiştir. 

Nusret Mayın Gemisi
Nusret tarihi değiştirmiş, tamda zafere yaklaşmış olan düşman donanmasını 26 mayını ile tarumar etmiştir. Bu olay sonrasında başta İngilizler olmak üzere düşman çok büyük bir zayiat vererek Çanakkale'den ayrılmıştır. Ama Özellikle İngilizlerin Nusret Mayın gemisine ve mürettebatına olan nefret ve hayranlıkları hiç bitmemiştir. Hatta üstüne onlarca kitap yazmışlardır. Ama biz çok şey borçlu olmamıza rağmen Nusret'e sahip çıkamamış, savaştan sonra donanmadan ayırıp özle bir şirket tarafından normal ticaret gemisi olarak çalıştırmışız. 1990 yılına kadar bir çok el değiştiren gemi yaşlandığı için sefer kaydı silinmek için müracaat edilmiş fakat izin çıkmadığı için,Mersin Limanı açıklarında batırılmıştır. Yaklaşık 10 yıl su altında kalmış, 1999 yılında nihayet bir grup gönüllü tarafından su üstüne çıkarılmıştır. Tarsus Belediyesi mülk hakkını satın almış 2003 yılında aslına uygun bir biçimde restore ederek Tarsus Belediye Meydanında sergilem]]> Çanakkale Cephesi https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-cephesi.html Thu, 29 Nov 2018 23:06:11 +0000 Çanakkele Cephesi, Birinci dünya savaşınıda Osmanlı devleti açısından en önemli ve büyük cephesidir. Birinci dünya savaşı başladığında, Osmanlı devleti ilk önce bu savaşa girmek istemişse de Almanya’nın kurnaz oyunu say Çanakkele Cephesi, Birinci dünya savaşınıda Osmanlı devleti açısından en önemli ve büyük cephesidir. Birinci dünya savaşı başladığında, Osmanlı devleti ilk önce bu savaşa girmek istemişse de Almanya’nın kurnaz oyunu sayesinde savaşın içine çekilmiştir.

Boğazlar Osmanlı için ne kadar önemli ise, Avrupa devletleri bakımından boğazları ele geçirmek o kadar önemliydi. Osmanlı savaşın içine çekilince boğazların önemi daha da arttı. İtilaf devletleri boğazları ele geçirmek için planlar yapıyorlardı. Boğazlar ve İstanbul ele geçirilecek ve Rusya’ya yardım ulaştırılarak, Osmanlı devleti saf dışı tutulacaktı. Bunu bilen Osmanlı devleti ise tüm imkânsızlıklarına rağmen topyekûn bir şekilde boğazları ve İstanbul’u nasıl savunacağının planlarını yapıyordu. Son olarak Trablusgarp ve Balkan Savaşını da kaybeden Osmanlının Batı Trakya dışında Avrupa da toprağı kalmamıştı. Ordusu güçsüzdü ve iç çekişmelerle etrafında olup bitenlere doğrudan müdahil olamıyordu.

İtilaf Devletleri için Çanakkale Cephesinin açılması çok önemliydi. Bunun nedenleri:

  • İstanbul’u ele geçirerek Osmanlıyı yıkarak savaşın dışında bırakmak.
  • Fransa ve İngiltere, daha önce Ruslara bırakacakları Boğazları ele geçirip, anlaşma masasına güçlü oturmak istemeleri.
  • Osmanlıyı barış yapmaya zorlayarak, Süveyş Kanalı ve Hindistan yolu üzerindeki cepheleri kapattırmak.
  • Osmanlının savaştan çekilmesini sağlayarak, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Almanya’yı kuşatarak onları tek başına bırakmak.
  • İtilaf devletlerinin Ruslara yardım isteği.
  • Bulgaristan’ı kendi saflarına çekmeye çalışmak.
  • Hilafetin otoritesini ve güvenirliğini İslam ülkeleri gözünde küçük düşürme isteği.

Bütün bu planların içinde, Osmanlı devleti yalnızlaştırılmış ve kendi başına bırakılmıştı.

Çanakkale Cephesi

Deniz Harekâtı: İtilaf devletleri Çanakkale’ye 4 Fransız ve 12 İngiliz olmak üzere 16 muharebe gemisi, 1 uçak gemisi, 14 mayın tarama gemisi ve 6 muhrip gemisi ile çıkarma yaptılar. Daha sonra bunlara 4 kruvazör, 16 muhbir, 2 Fransız ve 5 İngiliz Denizaltısı ile 6 uçak gemisi daha katılıyordu. Bu savaşta Türk savunmasının en önemli yeri Müstahkem Mevki oluşturuyordu. 1915 yılının ilk aylarında 27 batarya halinde tertiplenmiş bir mayın grubu ile 104 top bulunuyordu. İlk harekât 19 Şubatta Müstahkem mevki bombardımanıyla başladı. 25 Şubata kadar devam eden bombalamanın etkisiyle Türk Bataryaları çok zarar görmüştü. Boğaz girişindeki mayınları temizleyen düşman kuvvetleri ilerleme kararı aldılar. Ancak Türk mayın gemisi Nusret’in döktüğü mayınları hesaba katmamışlardı. Güzel bir günün sabahında, ilerleyen Müttefik donanmasından isabet alan gemi Gailois gemisidir. Bu gemi sulara gömüldükten sonra sırasıyla, Fransız gemileri Suffren, Bauvet, Öğleden sonra ise İngiliz gemisi İrresistable ve ona yardıma giden Ocean gemileri Boğazın sularına gömülmüşlerdi.

18 Mart günü akşamında boğazları terk eden Müttefik donanmasının ardından Türk tarihinin en büyük zaferi kazanılıyordu.

Kara Harekatı: Deniz harekatında başarısız olan Müttefikler karadan boğazların arkasına asker yığrak türk savunmasını kırabileceklerinin hesabını yaptılar. Ve Seddülbahir ve Arı Burnuna asker çıkardılar.

Seddülbahire çıkarma yapan İngiliz askerleri Türk Piyade Taburu geri püskürterek ilerlemelerine engel oldu. Arı Burnunu Anzak Birliklerinden savunan Türk Piyade Bölüğü burayı kahramanca savundu ancak tüm bölük tamamen şehit oldular. Daha sonra Yarbay Mustafa Kemal 57. Alayla Koca Çimen tepesinden düşman kuvvetlerine yaptığı taarruzla onları geri çekilmeye zorladı.

Müttefikler Boğazı açmak için, Türk Ordusu ile Boğazları korumak için günlerce savaştılar. Çok kanlı çatışmalar meydana geldi. İngilizler Anafartalar’a çıkarma yaptılarsa da başarılı olamadılar.

Kara savaşları da Türklerin zaferiyle sonuçlandı ve tüm M]]> Gelibolu Savaşı https://www.canakkalesavasi.gen.tr/gelibolu-savasi.html Fri, 30 Nov 2018 21:53:32 +0000 1914 yılının haziran ayında bir Sırp milliyetçisi tarafından Avusturya-Macaristan İmparatorunun veliahdı olan Arşidük Ferdinand’ın öldürülmesi, birinci Dünya Savaşını başlatan olaydır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğun 1914 yılının haziran ayında bir Sırp milliyetçisi tarafından Avusturya-Macaristan İmparatorunun veliahdı olan Arşidük Ferdinand’ın öldürülmesi, birinci Dünya Savaşını başlatan olaydır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun Sırbistan'a seferberlik ilan etmesiyle 28 Temmuz 1914’te resmen başlamış oluyordu. Bir tarafta Almanya, İtalya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğundan oluşan güçlü bir ittifak devleri oluşurken, diğer yandan İngiltere, Fransa ve Rusya itilaf devletlerini oluşturuyordu. Avrupa ikiye bölünmüş ve kıran kırana bir savaş başlamıştı. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu sürekli toprak kaybederek oldukça küçülmüş ve itibarını kaybetmişti. Balkan savaşını ve Trablusgarp savaşlarını da kaybeden Osmanlının doğu Trakya dışında Avrupa da toprağı kalmamıştı. Avrupa devletlerinin bu savaşa katılmalarının arkasında mutlaka bir planları bulunuyordu. İngiltere Süveyş kanalı ve Hint yolunun güvenliği için Filistin’i ele geçirmeyi planlıyordu. Rusya boğazları ele geçirip Akdeniz'e açılmayı planlarken, Fransa Lübnan, Kilikya ve Suriyeyi istiyordu. Almanya ise doğuya açılmayı planlıyordu. İtalya Antalyayı düşlüyordu.

İşte tüm bu planların içerisinde Osmanlı kendi iç meseleleriyle boğuşmakta, etrafında olup bitenleri çaresizce izlemekteydi. Osmanlı imparatorluğu, Birinci Dünya Savaşı başladığında ilk önce İtilaf devletlerine katılmak istemişti. Ancak Rusya'nın vetosu yüzünden bu birlikteliğe katılamadı. Daha sonra 2 Ağustos 1914’te Almanya ile yapılan bir antlaşma ile Almanya'nın olduğu İttifak devlerine katılmış oldu. Osmanlı İmparatorluğu içinde artık Birinci Dünya savaşı resmen başlamış oldu. 10 Ağustos 1914 tarihinde İngiliz donanmasından kaçan iki gemiyi boğazlarından geçirerek, boğazları tekrar bütün yabancı gemilere kapattığını açıklar. Bu İtilaf devletlerini çok kızdırır. Bunun üzerine Osmanlı, bu iki gemiyi satın aldığını açıklar ve adlarını Yavuz ve Midilli olarak değiştirir.

Gelibolu Savaşı

Yavuz adlı gemi, Amiral Souchon komutasında Karadeniz’de Rus limanlarını bombalar. 1 Kasım 1914 tarihinde Rus ordusu Kafkasları geçerek ilerler ve Osmanlı Devleti de resmen savaşa girmiş olur.

Boğazların önemi tüm Avrupa ülkeleri için çok önemlidir. Stratejik bir noktada olmaları nedeniyle, ekonomik ve kültürel yönden boğazların önemi büyüktü. İtilaf devletleri Ruslara yardım götürebilmek için Ege denizine donanmalarını gönderiyor ve boğazları geçmek için planlar yapıyorlardı. Ayrıca İstanbul'u ele geçirmek Osmanlıyı fiilen yıkmak demekti. Osmanlı devleti bu savaşta en büyük cepheyi Gelibolu’da açmıştı. Gelibolu Savaşında tüm Dünyanın hayretle izleyeceği bir savunma örneği verilecekti.

Nitekim de öyle oldu. Bu savaşta Osmanlı devleti yalnız bırakıldı. Tüm Avrupa devletlerine karşı adeta tek başına her yaştan insanıyla destansı bir savunma yapıyordu. Türkü, Kürdü, Arnavut'u hep bir olup, vatan nasıl savunulur, bunun örneği tüm dünyaya gösteriliyordu. Dile kolay tam 253.000 şehit verdik. Uğruna ağıtlar yakılan, şiirler yakılan bu savaşın Türk dünyasındaki yeri çok önemlidir. Adeta bir millet yeniden doğuyordu. 

]]>
57. Alay https://www.canakkalesavasi.gen.tr/57.-alay.html Fri, 30 Nov 2018 23:14:31 +0000 57. Alay, Çanakkale Savaşı’nın başlangıcı olan Anzak Çıkarmasını durdurmak için 15 Nisan 1915 sabahı harekete geçen efsaneleşmiş Türk alayıdır. 19. Fırkaya bağlı üç alaydan biri olan 57. Alay, 1 Şubat 1915’d 57. Alay, Çanakkale Savaşı’nın başlangıcı olan Anzak Çıkarmasını durdurmak için 15 Nisan 1915 sabahı harekete geçen efsaneleşmiş Türk alayıdır.

19. Fırkaya bağlı üç alaydan biri olan 57. Alay, 1 Şubat 1915’de Tekirdağ’ın Yarkışla mevkiinde kurulmuştur. 57. Alayın komutanı Hüseyin Avni Bey’dir.

22 Şubat 1915’te 19. Fırka komutanı olan Yarbay Mustafa Kemal tarafından 57. Alaya törenle sancağı verilmiştir. 57. Alay, bir gün sonra, 23 Şubat 1915’te Çanakkale’ye doğru yola çıkmış ve 25 Şubat 1915’te Eceabat’a gelmiştir. 19. Fırka'nın bağlı olduğu 5. Ordu Komutanlığı'nın Enver Paşa tarafından kurulmasının ardından 57. Alay, yedek kuvvet olarak 26 Mart 1915’te Bigali Köyü’ne geçti. Bu tarihten 24 Nisan 1915 tarihine kadar 57. Alay, Yarbay Mustafa Kemal ve Binbaşı Hüseyin Avni Bey tarafından sürekli eğitime tabi tutuldu ve Bigalı Köyü ve Turşun bölgesinde askeri eğitim ve askeri tatbikatlar yaptı.

57. Alay Bigali Köyü’ndeki eğitim ve tatbikatlarını sürdürdüğü sırada 5. Ordu tarafından yeri değiştirilmek istendi fakat düşman kuvvetlere çıkartmaların yapılacağı noktaya en yakın yerlerden biri olmasından dolayı Mustafa Kemal, 57. Alayın Bigali Köyü’nde kalmasında ısrarcı oldu ve bunda da başarı sağladı. Böylece 57. Alay, Bigali Köyü’nde kalmıştır.

25 Nisan 1915 sabahı, Mustafa Kemal, kendisine herhangi bir emir gelmiş olmamasına rağmen düşman çıkartmasını haber alır almaz kişisel inisiyatifiyle Conkbayırı’na doğru hareket etmiştir. Conkbayırı’na hareket eden 3 taburu ve bir dağ bataryasını oluşturan yaklaşık 3000 subay ve askeriyle 57. Alay, bizzat Mustafa Kemal’in yönetiminde kendisinden çok daha büyük bir düşman gücüne karşı saldırıya geçmiştir.

57. Alay

57. Alay, çatışmalarda mevcudunun üçte ikisini kaybetmiş, savaşın ortasında takviye edilmiştir. 13 Ağustos 1915'te 57. Alay komutanı olan Hüseyin Avni Bey, karargâha düşen bir top mermisiyle şehitlik mertebesine ulaşmıştır. Hüseyin Avni Bey’in yerine atanan Binbaşı Hayri Bey, alayı Keşan bölgesinde konuşlandırmış ve alay, eksikleri giderildikten sonra 19. Tümenle birlikte 15. Kolordu bünyesinde Galiçya Cephesi’ne gönderilmiştir.

57. Alay, Galiçya Cephesi’nde büyük yararlılıklar göstermiş, alayın mevcudunun çok büyük bir kısmı buradaki çatışmalarda kaybedilmiştir. Mevcudu çok azalan ve sadece 1100 kişi kalan 57. Alay, cephe gerisine alınarak eksikleri giderildikten sonra yeniden cepheye alınmıştır fakat Rusya’da patlak veren Bolşevik Devrimi’nin ardından Galiçya Cephesi’ndeki savaş sona ermiştir. 15. Kolordu ise bu sefer Sina ve Filistin Cephesi’ne yollanmıştır.

57.  Alay burada da çok faydalı olmasına rağmen İngilizler tarafından çembere alındığı için mevcudu iki gün içerisinde sadece 260’a düşmüştür. Megiddo Muharebesi sırasında ise 57. Alayın kalan mevcut esir edilmiştir.

Bu kahramanların anısına o günden beri Türk ordusunda 57. Alay bulunmamaktadır. 57. Alay, dünya üzerinde en çok madalya sahibi olan alay olduğu için dünyanın en kahraman alayı olarak nitelendirilmektedir.

]]>
Çanakkale Destanı https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-destani.html Sat, 01 Dec 2018 20:09:24 +0000 Çanakkale Destanı: 1915-1916 yılları arasında, Çanakkale Boğazını geçerek İstanbul'u ele geçirmek isteyen İtilaf Devletleri ile Osmanlı ordusu arasında yapılmış bir bağımsızlık savaşıdır. 1. Dünya Savaş
1. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri Almanya'nın yanında yer alan Osmanlıyı etkisiz hale getirmek, Rusya'nın boğazlardan rahatça geçebilmesini sağlamak amacıyla İstanbul Ve Çanakkale boğazlarını ele geçirme planları yapıp, donanmalarını Çanakkale'ye sürmüşler fakat hiç hesap edemedikleri bir bozguna uğrayıp ağır bir yenilgi almışlardır. 1 Dünya Savaşının başlamasının akabinde Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında ittifak anlaşması imzalanmış, Alman donanmasına ait iki gemiye Osmanlı bayrağı çekilerek Rus limanları bombalanmıştır. Bunun üzerine Rusya  İtilaf Devletleri ile birlikte hareket ederek Osmanlı'ya karşı savaş ilan etmiştir. Kısaca Osmanlı savaşa Almanya tarafından itilmiştir. Ardından İtilaf Devletleri Boğazlardan geçerek Rusya'ya askeri destek sağlamak amacıyla bir plan yaparak, 1915 yılının ilk günlerinde Çanakkale'ye ulaşmışlar ama hiç beklemedikleri bir biçimde saldırıya uğramışlardır. "Hasta adam" uyanmış, üstlerine bomba yağdırmaktadır. O gözlerinde küçülttükleri Osmanlı bir anda devleşmiş, tek yürek olmuş, üstlerine yağmur olmuş yağmıştır. Donanmasının büyük bölümünü zayi eden İtilaf Devletleri bu sefer karadan saldırmayı denemiş, bir çok cephede daha karaya ayak bile basamadan ruhlarını teslim etmişlerdir. İki taraf için en büyük kayıp Mayıs 1915 ayında yapılan Anzak çıkarması sırasında olmuştur. Hem Gelibolu yarım adası, hemde Çanakkale öyle etkin bir savunma yapmış ki, kendilerinden misli misli fazla orduları darmadağın etmişlerdir.

Bu savaşın Türk tarihinde önemi ve yeri çok büyüktür. Tarih boyunca Türkler hep savaş veren hep mücadele eden bir millet olmuştur. Tam düşmanları artık bunlar iflas etti artık bu sefer yok edeceğiz diye kapımızı çaldıklarında hep kapı yüzlerine çarpmıştır. İşte Çanakkale'de bunların en önemlilerinden birisidir. Modern silahlarla donatılmış ordunun karşısında, ateş almaz tüfeklerle, patlamaz toplarla, yalın ayak, aç bir mide ile kazanılmış bir zaferdir Çanakkale. Mustafa Kemal gibi bir büyük insanın tarih sahnesine çıktığı, Seyit Onbaşının 230 okka gülle ile koca gemiyi sulara gömdüğü, Kurşunların havada çarpıştığı, Türk'ün kahramanlığının resmi bir vesika olduğu savaştır Çanakkale. O sene memleketteki liselerin ve üniversitelerin çoğu mezun verememiş çünkü hepsi savaşta şehit olmuşlardır. Toplam savaşta verilen şehit sayısı kesin olarak bilinmemekte fakat tahminlere göre 500.000'in üzerindedir.  Mustafa Kemal Paşa'nın dediği gibi savaşmaya değil ölmeye gelmiş bir millet ve tamamen çıkar amaçlı işgale gelmiş bir ordu. Karşıdan bakıldığında garip ama sonucu tamamen gerçektir. 

Günümüzde Çanakkale bütün insanlar tarafından ziyaret edilen, Orada yaşanan dramı ve kahramanlık ruhunu hissetmek için o havası içe çekilen bir yerdir. Her santiminde bir şehit yatan, her zerresi şehit kanıyla sulanmış, şanlı bir yerdir Çanakkale. Görebildiğimiz her yerde onların yaşadıkları yazılmaktadır. En etkileyici olanlarından biriside günlük yemek listesidir. Şimdi yemek seçen, çöpe tonlarca gıda atanlara ibret belgesi olarak gösterilmesi gereken, yeni yetişen çocuklarımızın beyinlerine kazımamız gereken bir yemek listesi. 

Çanakkale Destanı43. Alay Yemek Listesi 
15 Haziran Sabah: Üzüm hoşafı    Öğle: Yok     Akşam: Yağlı Buğday çorbası, ekmek
16 Haziran Sabah: Yok                    Öğle: Yok     Akşam: Üzüm Hoşafı, ekmek
17 Haziran Sabah:Üzüm hoşafı     Öğle: yok      Akşam: yarım ekmek
18 Haziran Sabah:Yarım ekmek    Öğle: yok      Akşam: şekeriz üzüm hoşafı
19 Haziran ordu emri ile ekmek istihkakı 500 grama indirilmiştir.

Bu savaştan Türk insanından sonra en çok zayiatı Avusturalyalı ve Yeni Zelandalı askerler vermişti]]> Çanakkale Zaferi https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-zaferi.html Sun, 02 Dec 2018 19:14:37 +0000 Çanakkale zaferi Türk milletinin gurur duyduğu, dönüm noktalarından biridir. 18 Mart Çanakkale zaferi, Türk milletinin bağımsızlığını ve topraklarını korumak için savaştığı, I. Dünya Savaşının sonucunu et Çanakkale zaferi Türk milletinin gurur duyduğu, dönüm noktalarından biridir. 18 Mart Çanakkale zaferi, Türk milletinin bağımsızlığını ve topraklarını korumak için savaştığı, I. Dünya Savaşının sonucunu etkileyen, dünya tarihinde de önemli bir yere sahip olan savaşların sonucudur. I. Dünya Savaşı devam ederken, Çanakkale boğazının askeri ve ticari önemi, adaların cazibesi ve boğazı geçerek İstanbul'u ele geçirme arzusu bulunan İtilaf devletlerinin harekete geçmesiyle başlayan savaş, şanlı tarihimize kahramanlıkların yaşandığı bir destan olarak geçti. İtilaf devletlerinin stratejik öneme sahip olan boğazı ele geçirme niyetlerinin altında yatan sebepler arasında, Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olan İstanbul'u ele geçirerek savaştan çekilmesini sağlamak, Almanların ilerleyişine engel olmak ve müttefikleri olan Çarlık Rusya'sına denizden gereken yardımı yapma arzusu gelmektedir. 

Çanakkale zaferine ulaşmamızı sağlayan aşamalar nelerdir

Gerileme dönemine girmiş olan Osmanlı İmparatorluğu'nu ele geçirme arzusuyla, İngiltere ve Fransa 3 Kasım 1914 tarihinde Bozcaada'dan boğaza girdiler. Bölgeden İngilizler Ertuğrul ve Seddülbahir tabyalarına, Fransızlar ise Orhaniye ve Kumkale tabyalarına havan topu ile ateşe başladılar. Cephaneliğin isabet almasıyla, çok sayıda askerimiz şehit oldu.

Çanakkale Zaferi

İngilizlerin komutanı Amiral Carden, Çanakkale boğazında gösteriler yaparak boğazı geçmeye çalıştı. 24 Kasım 1914 tarihinde Fransız denizaltısı topçularımızın saldırısına uğradı. 2 Aralık 1914 tarihinde İngiliz denizaltısının yaptığı deneme de, Mesudiye zırhlımız batırılmış ve 24 askerimiz şehit edilmiştir. 19 Şubat 1915 tarihinde düşman gemileri uzun menzilli atışlarla, boğaza girmek istemişlerdir. Orhaniye ve Ertuğrul tabyalarının ateş açmasıyla bocalayan İtilaf devletleri, boğazı ele geçirememe sebebi olarak gördükleri hava koşullarının düzelmesini beklemek istediler. Düzenlenen yeni saldırılarda da başarı sağlanamayınca 17 Mart 1915 tarihinde Amiral Carden görevden alınarak, yerine Robeck getirildi. Robeck 18 Mart 1915 tarihinde boğazda saldırı düzenleyip, İstanbul'a gireceğini duyurdu. Çanakkale müstahkem mevkii komutanımız Albay Cevat Çobanlı 17 Mart gecesi boğazda mayın döşenmesi için emir verdi. Emri alan Binbaşı Nazmi bey, Nusret mayın gemisiyle boğaza on birinci hatta 26 mayın döşedi. Bununla boğazdaki mayın sayısı 400'ün üzerine çıkmış oldu.

18 Mart günü boğaza giren Fransız ve İngiliz donanmasının ilk grubu Queen Elizabeth zırhlısı, İnflexible, Agamemnon ve Lord Nelson savaş gemileri, ikinci grubu Qcean, Wengeance Majestic, İrresistible savaş gemileri, üçüncü grubu ise Bouvet, Prince, Suffren savaş gemilerinden oluşmaktaydı. Boğazı rahatlıkla geçebileceklerini düşünen savaş gemileri ateşe başladılar. Hamidiye  istihkamlarını hedefleyen düşmanların, Dardanos bataryalarına doğru yönelmesine çalışılmış. Bunda başarı sağlayan ordumuz, Dardonos tabyasına yapılan saldırılara karşı koydu. Mesudiye tabyası da ateş hattına girerek düşmana karşı ateşe başladı. Hamidiye'nin yardımıyla düşmanlara göz açtırılmadı. Bir saat kadar süren bombardıman sonunda tabyalarımız zarar görse de, Robeck Fransız savaş gemilerini geri çekip, İngiliz savaş gemilerini ileriye sürmeye başlamış. Boğaza döşenen mayınlar sebebiyle Suffren ve Bouvet hasar almış ve Hamidiye bataryamızın ateşine maruz kalmıştır. 

Bu olayı Çanakkale geçilmez kitabının yazarı şu şekilde anlatmıştır; ''saat 13:45'de Suffren'in gerisindeki Bouvet müthiş bir patlamayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanıp yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerin söylediğine göre, bir tabak suda nasıl kayıp giderse, o da öylece kayıp gitti.''

Düşmanların boğazdaki mayınları temizlemek için gönderdikleri tarayıcılara ateş açan tabyalarımız bunda başarılı olup, düşmanların geri çekilmesine neden olmuştur. Savaş gemilerinden İrresitible, İnflexible, Agamemnon ve Queen Elisa]]> Kafkas Cephesi https://www.canakkalesavasi.gen.tr/kafkas-cephesi.html Mon, 03 Dec 2018 04:12:30 +0000 Kafkas cephesi, diğer adıyla doğu cephesi, 1914 yılında Rus ordusunun saldırması ile, Enver Paşa yönetiminde Rusya'ya karşı açılan bir cephedir. Osmanlıların açtığı ilk cephedir. Aynı zamanda ilk taarruz cephesidi

Kafkas cephesi, diğer adıyla doğu cephesi, 1914 yılında Rus ordusunun saldırması ile, Enver Paşa yönetiminde Rusya'ya karşı açılan bir cephedir. Osmanlıların açtığı ilk cephedir. Aynı zamanda ilk taarruz cephesidir. Osmanlılar Kafkas cephesinde Ruslarla savaşmıştır ve Almanların kışkırtması üzerine bu cephe açılmıştır. Rusların saldırısından sonra Osmanlı karşı saldırıya geçmiştir. Bu cephede savaş Rus ordularının Osmanlının sınırlarını geçmesiyle başlamıştır. Enver Paşa yönetimindeki 150 bin kişilik Osmanlı ordusu Sarıkamış harekatını başlatmıştır.

 Cephenin Açılma Nedenleri
  • Rus kuvvetlerinin büyük bir kısmını Kafkasya'da tutup doğuya kaydırılmasını sağlamak ve Orta Doğu ve İran petrollerini Rusya'ya karşı korumak
  • İngiltere'nin Hindistan ile ilişkilerini kesip o bölgedeki Müslümanları İngiltere'ye karşı kışkırtmak
  • Enver Paşanın  Pantürkizm düşüncesini gerçekleştirmek
  • Orta Asya ve Azerbaycan Türkleriyle birleşerek Rusya'ya saldırmak
  • Osmanlı'nın 1878 Berlin Antlaşmasıyla kaybetmiş olduğu, Kars, Ardahan, Batum'u geri almak istemesi
 Osmanlının Başarısız Olmasının Nedenleri
  • Savaşın iyi idare edilememesi
  • Bölgedeki Ermenilerin Türk köylerine saldırması ve oradaki Türkleri katletmesi
  • Kış şartlarının ağır olması ve hastalıkların ortaya çıkması
  • Osmanlı ordusunda gerekli hazırlıkların olmaması
  • Bölgenin ulaşım açısından zor olması
Ruslar 1916 da karşı saldırıya geçtiler ve Erzurum, Bitlis, Muş, Erzincan, Trabzon ve Van'ı alarak işgal ettiler. Bu bölgedeki Ermeniler de Ruslara yardım edip bu bölgedeki Türklere saldırdılar. Bu toprak kayıpları ve bölgedeki karışıklık yüzünden Osmanlı hükumeti bölgedeki Ermenileri çıkarıp başka bir güvenli bölgeye sevk etmek için 1915'te Tehcir Kanun'unu çıkardı. Bu kanun sayesinde Ermeniler Suriye ve Lübnan gibi bölgelere zorunlu göç ettirildiler. Bu sırada Tuğgeneral olarak görev yapan Mustafa Kemal, 16. kolordu komutanı olarak görev aldı ve bu bölgedeki başarılı olmuştur. Mustafa Kemal bu bölgede kaybedilen Muş ve Bitlis'i Ruslardan geri almıştır. Bu cephedeki savaş Rusya'da bir ihtilal çıkması nedeniyle sona ermiş ve Rusya'da Çarlık yıkılmıştır. Başa geçen Bolşevikler Osmanlı ile Bret-Litowsk Anlaşmasını yaparak Osmanlının Berlin Anlaşmasıyla kaybettiklerini geri vermiştir.

 Kafkas CephesiKafkas Cephesinin Sonuçları
  • Rusya  yaptığı antlaşmayla savaştan geri çekildi ve Kars, Ardahan ve Batum'u halkın oylaması yapılması şartıyla Osmanlıya verdi.
  • Erzurum, Erzincan ve Trabzon Osmanlıda kaldı.
  • 1. Dünya Savaşı uzadı.
  • Rusya'ya Çanakkale üzerinden yardım gidemedi ve Rusya'da ihtilal çıktı.
  • Mustafa Kemal'in tanınmasını ve Milli Mücadelenin lideri olmasını sağladı.
  • Doğu Anadolu'da yeniden Osmanlı hakimiyeti kuruldu
  • Yarım milyona yakın insan hayatını kaybetti
  • Kars ve Batum'u almak için yapılan Sarıkamış Harekatında 90.000 asker donarak şehit olmuştur.
 Önemi
 Osmanlının 1. Dünya Savaşında, başarısız olduğu halde toprak kazandığı tek cephedir.
]]>
Cepheler https://www.canakkalesavasi.gen.tr/cepheler.html Mon, 03 Dec 2018 23:10:48 +0000 1-)Deniz Muharebeleri 2-)Kara savaşları 3-)Seddülbahir Cephesi 4-)Arıburnu Cephesi 5-)Anafartalar Cephesi 2-)Kara savaşları
3-)Seddülbahir Cephesi
4-)Arıburnu Cephesi
5-)Anafartalar Cephesi
Cepheler 6-Tahliye :Arıburnu ve Anafartalar Cepheleri’ndeki Müttefik kuvvetler tahliye edilerek Selanik Cephesi’ne kaydırılmış, Seddülbahir Cephesi’ndeki kuvvetler ise yerlerinde kalmışlardır. Bu cephedeki kuvvetlerin tahliyesine 27 Aralık 1915 tarihinde karar verilmiştir. Tahliye işlemleri 9 Ocak 1916 sabahı tamamlanmıştır. Böylece Gelibolu Muharebeleri Osmanlı kuvvetlerinin zaferiyle sonuçlanmıştır.
]]>
Çanakkale Savaşı Tarihi https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi-tarihi.html Tue, 04 Dec 2018 19:52:58 +0000 Çanakkale savaşı, 18 Mart 1915 - 9 Ocak 1916 tarihleri arasında gerçekleşmiştir.  18 Mart 1915 de başlayan ilk saldırı 9 ocak 1916 tarihinde karşı donanmanın ülkeyi tamamen terk etmesi ile son bulmuştur.Birle
Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanma Boğaz'a geniş çaplı ilk saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vazgeçilmek zorunda kalındı.

Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır.Çanakkale Savaşı Tarihi İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay Albay Mustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir.
]]> Çanakkale Savaşı Sonuçları https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi-sonuclari.html Wed, 05 Dec 2018 05:49:10 +0000 İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen ve iki taraftan toplam 500,000'den fazla insanın "kaybına" (ölüm, firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar) neden olan savaşın ardından İtilaf Devletleri Çanakkale Boğa İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen ve iki taraftan toplam 500,000'den fazla insanın "kaybına" (ölüm, firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar) neden olan savaşın ardından İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, İstanbul'u işgal edememiştir. Pek çok tarihçi, Rusya'da zorda kalan çarlık rejimi devrilmesinde ve I. Dünya Savaşı 2 yıl uzamasında bu olayın önemli payı olduğu görüşündedirler.

Çanakkale Savaşı, müttefikleriyle Rusya'nın irtibatını önlemiş, bu arada Lenin ve yandaşları Bolşeviklerin Ekim Devrimi ile Rusya savaş dışı kalmıştır. Bu durum ihtilal Rusyası ile müttefiklerini birbirinden ayırmıştır. Sovyet Rusya Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara hükûmetine belirli ölçüde lojistik destek sağlamıştır.

Çanakkale Savaşı Sonuçları

Bu savaşlar, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Gelibolu Yarımadası'na bağlamış, Almanya ve müttefiklerinin yükleri hafiflemiştir.

Savaşta, çok sayıda eğitilmiş insan kaybedilmesi nedeniyle cumhuriyet döneminde eğitilmiş insan sıkıntısı çekilmiştir.

Karşılıklı olarak çok büyük insan ve malzeme zayiatı verilmiştir.

Mustafa Kemal bu savaşta Conkbayırı Anafartalar ve Arıburnu'nda görev yapmıştır. Çıkartmanın ilk günü Conkbayırı'ndaki müdahalesi ve savaşın son aşamalarında üstlendiği görevler, Mustafa Kemal'in askeri yeteneklerini ortaya çıkarmış, "Anafartalar Kahramanı" olarak tanınmasını sağlamıştır. Bu durum daha sonraları Mustafa Kemal'in milli liderliğini ortaya çıkarmıştır.

]]>
Çanakkale Savaşı Kayıplar https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi-kayiplar.html Wed, 05 Dec 2018 06:54:29 +0000 Çanakkale Savaşı'ndaki Kayıplar

Çanakkale Savaşı'ndaki Kayıplar Ölü Yaralı Toplam
Müttefik toplamı 44.072 97.037 141.109
Birleşik krallık 21.255 52.230 73.485
Fransa (tahmini) 10.000 17.000 27.000
Avustralya 7.594 20.000 27.594
Yeni Zelanda 2.701 4.546 7.247
Hindistan 1.358 3.421 4.779
Çanakkale Savaşı Kayıplar]]>
Anafartalar Cephesi https://www.canakkalesavasi.gen.tr/anafartalar-cephesi.html Wed, 05 Dec 2018 23:55:30 +0000 Her iki cephedeki kanlı çatışmalar ardından 1915 yılının Temmuz ayı sonlarında cepheler kilitlenmiş, çatışmalar mevzi harbine dönüşmüştü. Gelibolu Yarımadasında bir sonuç elde edebilmek için İngiliz General Sir Ian Hamilto Her iki cephedeki kanlı çatışmalar ardından 1915 yılının Temmuz ayı sonlarında cepheler kilitlenmiş, çatışmalar mevzi harbine dönüşmüştü. Gelibolu Yarımadasında bir sonuç elde edebilmek için İngiliz General Sir Ian Hamilton, daha kuzeyde üçüncü bir cephe açmak gereği duymuştur. Burada amaç, sert direnme gösteren her iki cephedeki Türk kuvvetlerinin geri hattına çıkarak kuşatmaktır. Hamilton, üçüncü cepheyi küçük ve büyük Kemikli burunları arasındaki Suvla kumsalına, takviye olarak gelen İngiliz 9. Kolordusu’nu çıkartarak açmıştır. 6 Ağustos 1915 tarihinde Suvla Koyu'na yapılan çıkartmayla Çanakkale Savaşı bu bölgeye kaymış, Arıburnu'ndaki Anzak Kolordusu ile Suvla çıkartma kuvvetleri, dolayısıyla bu iki cephe birleşmiştir. Gelibolu Yarımadası'nın Müttefik kuvvetlerce tahliyesine kadar asıl çatışmalar bu bölgede olmuş, Seddülbahir Cephesi, kayda değer bir çatışmaya sahne olmamıştır.

5-6 Ağustos gecesi başlayan çıkartma gün boyu sürmüştür. Suvla Ovası’na hakim ilk kademe sırtlardaki üç Türk taburu, çıkartma birliklerinin ileri harekatını durdurmayı başarmıştır.

İngiliz 9. Kolordusu’nun genel bir taarruz için düzen alması, 8 Ağustos tarihini bulmuştur. Ertesi gün, 9 Ağustos 1915 günü şafakta iki İngiliz tümeni taarruz için ilerlemeye başladığı sırada Kurmay Albay Mustafa Kemal Bey’in de taarruzu başlamıştı. Türk taarruzu, önlerindeki İngiliz kollarını atarak ilerlemiş, öğleden hemen sonra İngiliz 9. Kolordusu komutanı General Stopford, ihtiyatta tuttuğu tümeni ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir.

Birinci Anafartalar Savaşı’nın hemen ertesi günü, 10 Ağustos 1915 sabahı Mustafa Kemal, Kocaçimen Tepesi – Conk Bayırı hattında yeni bir taarruz yapmıştır. Albay Ali Rıza Bey komutasındaki 8. tümen ve 9. Tümen komutanı Yarbay Cemil Bey komutasındaki 9. Tümen’in taarruzlarıyla müttefik cephesi 500-1.000 metre geri atılmıştır.

Bu bölgedeki Türk taarruzunun başladığı saatlerde daha kuzeyde, İngiliz 53. Tümen’i Yusufçuk Tepe ve daha kuzeydeki Küçük Anafartalar Tepesi yönünde taarruza geçmişti. Yoğun topçu ateşleri ardından dört kez yenilenen taarruzlar gün boyu sürmüş olup iki Türk taburunun savunması, mevzileri korumayı başarmıştır.

Anafartalar Cephesi

Son muharebeler sonunda Arıburnu Cephesi'nde Anzak kuvvetleri eski hatlarına çekilmiş, Anafartalar Cephesi'nde ise Suvla Ovası'nın sahil bandından kalmışlardı. Özellikle bu bölgede, hakim sırtlardaki Türk mevzilerinin ateşi altında kalmakta idiler. Müttefik kuvvetler üst komutanı General Sır Ian Hamilton, bu sırtların en azından kuzey kesimini oluşturan Tekketepe yükseltilerinin bir an önce ele geçirilmesinin gerekliliğini bilmektedir. Bu amaçla sahile yeni çıkartılmış olan 54. Tümen ile bu sırtlara taarruz kararı vermiştir. Bu tümenin bir taburunca 12 Ağustos 1915 tarihinde girişilen, Tekketepe Muharebesi olarak bilinen taarruz, Türk savunması önünde ağır kayba uğrayarak geri çekilmiştir.

Bu taarruzun başarısızlığı üzerine General Hamilton, taarruzu daha kuzeye kaydırarak 12. Tümen'i sağ yandan çevirmeyi amaçlayan bir taarruz planlamıştır. Bu taarruz Kireçtepe ve Kireçtepe sırtlarının işgal edilmesini amaçlamaktadır. Böylece 12. Tümen kanat kırarak Tekketepe'den çekilmek zorunda kalacak, savaşarak alınamayan bu yükselti, İngiliz kuvvetlerinin eline düşecektir.

Kireçtepe sırtları, Suvla Koyu'na çıkartma yapıldığı 6 Ağustos 1915 tarihinden itibaren Yüzbaşı Kadri Bey komutasındaki Gelibolu Jandarma Taburu tarafından tutulmaktadır. Üç tugaydan oluşan İngiliz birlikleri 15 Ağustos 1915 günü taarruza geçmiştir. Ağır kayıplara Yüzbaşı Kadri Bey'in ağır şekilde yaralanması da eklenince tabur geri çekilmiş, Kanlıtepe - Havantepe hattında yeniden mevzi almıştır. Akşam saatleri bölgeye ulaşan bir taburluk takviye ile karşı Türk kuvvetleri karşı taarruza geçmiştir. Çatışmalar gece boyu sürmüş, 16 Ağustos sabahı bölgeye gelen Mustafa Kemal, taarruzu kendisi yönetmiştir. Kısa süre sonra İn]]> Arıburnu Cephesi https://www.canakkalesavasi.gen.tr/ariburnu-cephesi.html Thu, 06 Dec 2018 19:28:22 +0000 Arıburnu Cephesi, 1915 senesindeki Çanakkale Savaşı’nın içerisinde yer alan bir cephedir. Bu cephe 25 Nisan 1915 tarihindeki Arı Burnu çıkarması ile başlamış olan ve 6 Ağustos 1915 tarihine kadar olan birçok çatışmayı Arıburnu Cephesi, 1915 senesindeki Çanakkale Savaşı’nın içerisinde yer alan bir cephedir. Bu cephe 25 Nisan 1915 tarihindeki Arı Burnu çıkarması ile başlamış olan ve 6 Ağustos 1915 tarihine kadar olan birçok çatışmayı kapsamış olan bir cephedir. Bu cephe bu tarihler arasında açılmış ve üçüncü bir cephe olarak tarihe adını yazdırmış olan Anafartalar Cephesiyle birleştirilmiştir. Arıburnu çıkarması, 25 Nisan 1915 gününde Gelibolu Yarımadası’nın Ege sahillerinde, Anzak Köyü olarak bilinen kumsal alana Anzak Kolordusu tarafınca yapılan bir çıkarmadır.  Müttefiklerin Çanakkale Savaşı komutanı olarak bilinen ve bu seferde öncülük eden General Sır Lan Hamilton’un emrinde bulunan ve kullanabileceği kuvvet 2 Tümen’li Anzak Kolordusu, iki adet İngiliz tümeni ve bir tane de Fransız Tümen’idir. 

Arıburnu CephesiArıburnu Cephesi’nde ki asıl çıkarma ise sahili de Seddülbahir bölgesi olarak bilinmekte olan Gelibolu Yarımadası’nın güney ucudur. Fakat toplam nüfusu yetmiş beş bini bulmuş olan bu kuvvetin Seddülbahir sahillerinde ki dar ve küçük kumsallara çıkartılması imkansızdır. 

Arıburnu Cephesi'nde, bu sebeplerden dolayı General olarak tarihe adını yazdırmış olan Hamilton, Anzak Kolordusu için başka bir çıkarma sahili arayışına girmiştir. Bu büyük arayışların sonucunda, Kabatepe’nin hemen kuzeyinde yer alan kumsal sahil olarak belirlenmiştir. Eldek kuvveti olarak bilinen bu kuvvet, kuvvetin bir bölümünün farklı yerdeki bir sahile çıkarmada ki gaye, bir taraftan sahile çıkarılması gecikecek kuvvetleri bir an önce muharebeye dahil etmektir. Diğer bir taraftan da Arıburnu Cephesi'nde Anzak Kolordusu, gerçek çıkarma bölgesinin daha kuzey tarafına çıkartılarak ileri hücuma geçecek ve Seddülbahir Cephesi’ni savunan Osmanlı Hükümeti’nin geri hatlarını çevreleyecektir. Anzak Kolordusu’nun ilk amacı Conk Bayırı ve kocaçimen Tepesi hatlarını ele geçirerek Maltepe yönünde İleriye doğru gitmektir. Arıburnu Cephesi’nde ki son aşama ise Alçıtepe olarak bilinen bölgeyi işgal etmiş olan Seddülbahir kuvvetleriyle birlik kurarak Kilitbahir bölgesine hücum edilecektir. 

]]>
Seddülbahir Cephesi https://www.canakkalesavasi.gen.tr/seddulbahir-cephesi.html Fri, 07 Dec 2018 13:43:48 +0000 Seddülbahir Cephesi'ndeki İngiliz ve Fransız birliklerinin ilk hedefi Kirte Köyü ve hemen kuzeyindeki Alçıtepe olmuştur. Bu hedeflerin ele geçirilmesi için ilk müttefik taarruzu olan Birinci Kirte Muharebesi, 28 Nisan 1915 sab Seddülbahir Cephesi'ndeki İngiliz ve Fransız birliklerinin ilk hedefi Kirte Köyü ve hemen kuzeyindeki Alçıtepe olmuştur.

Bu hedeflerin ele geçirilmesi için ilk müttefik taarruzu olan Birinci Kirte Muharebesi, 28 Nisan 1915 sabahı başlamıştır. Taarruzun sol kanadında iki İngiliz tugayı, sağ kanadında ise beş Fransız taburu taarruza katılmıştır. Türk savunması İngiliz taarruzları karşısında tutunurken Fransız kesiminde yarılma noktasına gelmiştir. Cephe komutanı Albay Halil Sami Bey, hatların geri çekilmesi emri vermişken, iki bölüklük bir kuvvet, donanma topçusunun ateşinde bir gedik bularak hatları takviye etmiştir. Bunun üzerine geri çekilme emri derhal geri alınmıştır. Öğleden sonra Yarbay Sabri Bey, iki taburluk bir kuvvetle karşı taarruza geçerek müttefik cephesini kırmıştır. Gün sonunda, müttefikler taarruz çıkış hatlarına geri çekilmişlerdir. Türk kayıpları 2.380, müttefik kayıpları ise 3.000'dir

Müttefik kuvvetlerin ikinci taarruzu, 6 Mayıs 1915 sabahı başlayan İkinci Kirte Muharebesi'dir. 8 Mayıs'a kadar süren çatışmalarda Müttefik kuvvetlerin "bağlantı noktası", en soldan taarruz edecek olan bir İngiliz tugayıdır. Bu tugay, ilk günkü taarruzunda yoğun bir ateşle karşılaşmış ve ilerleyememiştir. Taarruz hattı, en sol kenardan başlayan bu engelle, en sağa kadar durmak zorunda kalmıştır. Sol uç, ilerleyemeyince diğer birlikler de planlanan ileri harekata girişememişlerdir. Türk ateşinin en yoğun olduğu rapor edilen tepe, donanma ve sahildeki top bataryaları tarafından hallaç pamuğu gibi atıldığı halde, Türk tarafının ateş gücünde bir değişiklik olmamıştır. Balonlarla yapılan hava keşfi de Türk mevzilerinin yerini saptayamamıştır. İkinci gün merkez kesimden, üçüncü gün tekrar sol kanattan yapılan taarruzlar da aynı ateşle kaşılaşarak durmuştur. Üç günlük muharebelerin sonunda müttefik kuvvetler, en fazla 500 metre ilerleme sağlayabilmişlerdi. Müttefik kaybı 6.500, Türk kaybı ise 2.000'dir.

Seddülbahir Cephesi

Müttefik kuvvetlerin üçüncü taarruzu, 4 Haziran 1915 tarihli Üçüncü Kirte Muharebesi’dir. Donanma topçusunun üç yönden, kara topçusunun ise cepheden geliştirdiği hazırlık ateşi ardından başlayan savaşta, Türk cephesinin sol kanadından t

Taarruz eden Fransız birlikleri yer yer Türk siperlerine girmişlerdir. Yarbay Selahattin Adil komutasındaki 12. Tümen’in karşı taarruzluyla bu siperlerden çekilmişlerdir. Sağ kanatta ise İngiliz birlikleri Türk siperlerine girmiştir. İkinci Topçu Bataryası komutanı Teğmen Arif Tanyeri’nin, 150 askeriyle ileri çıkıp cepheyi tutmasıyla Türk hatlarının kırılması önlenmiştir. Türk cephesi, Kirte Köyü’ne bir kilometre mesafede sabitlenmiştir. İzleyen 5 Haziran günü Türk 9. Tümen’in saldırısı başarılı olmamış, akşam saatlerinde Arıburnu Cephesi’nden kaydırılan Yarbay Hasan Askeri komutasındaki 2. Tümen’in taarruzu ise birkaç yüz metre ilerlemiştir. 6 Haziran günü ise küçük çaplı çatışmalarla geçmiştir. Üçüncü Kirte Muharebesi’nde müttefik kayıpları 7.500, Türk kayıpları ise 4.500 yaralı, 4.500 şehittir.

Her üç taarruzun başarısız olması üzerine cephe komutanları, İngiliz komutan H. Weston ve Fransız komutan Gouraund, tüm cephe hattında değil de, daha sınırlı bir hattan taarruzu gerekli görmüşlerdir. Böylece gerek piyade, gerekse de topçu unsurları daha dar bir cephede kuvvet merkezi (siklet merkezi) oluşturulacaktı. Planın ilk operasyonu, cephenin en sağ (doğu) bölgesi olan Kerevizdere’de uygulamaya konulmuştur. 18 Haziran’da başlayan topçu ateşi üç gün boyunca sürdürülmüştür. 21 - Haziran günü Fransız birliklerinin taarruzuyla başlayan Birinci Kerevizdere Muharebesi’nde Fransız birlikleri, hedefleri olan tepeyi ele geçirmeyi başarmıştır. Muharebelerde Fransız kayıpları 2.500, Türk kayıpları ise 6.000 kişidir.

Bir sonraki Zığındere Harekâtı, bu kez cephenin sol kanadından taarruzu öngörmektedir. Zığındere ile sahil arasındaki Zığın sırtı boyunca üç tugayla ve Zığındere’nin karşı yamaçlarından iki tugayla taarruz]]> Çanakkale Savaşı Hava Harekatı https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi-hava-harekati.html Fri, 07 Dec 2018 14:03:59 +0000 Çanakkale Savaşı Hava Harekatı Türk askeri havacılık tarihi için oldukça önemli bir dönüm noktasıdır. Bu tarihe kadar bazı çalışmalar yapılmış ama yeterli sonuç alınamamıştır. Ayrıca bu savaşta Türk Milleti bu sava Çanakkale Savaşı Hava Harekatı Türk askeri havacılık tarihi için oldukça önemli bir dönüm noktasıdır. Bu tarihe kadar bazı çalışmalar yapılmış ama yeterli sonuç alınamamıştır. Ayrıca bu savaşta Türk Milleti bu savaş aletinin gelecek için ne kadar önemli olduğunu anlamışlardır.

Çanakkale Savaşına gelmeden önce Osmanlı'da havacılıkla ilgili gelişmelere bakmakta fayda vardır. Uçakların icadından kısa bir süre sonra bu alet tehlikeli bir savaş makinesine dönüşmüştür. Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa bu durumları yakından takip etmiş ve onun direktifleriyle 1911 yılında Osmanlı'da genelkurmay bünyesinde bir askeri havacılık şubesi oluşturulmuştur. Bu Türk askeri havacılık tarihinin başlangıcıdır. Mahmut Şevket Paşa kendi maaşından bağışta bulunarak bir kampanya başlatmışve bu kampanyaya başta Sultan Reşat ve donanma cemiyeti, subaylar ve bazı zenginler kampanyaya katılmıştır. Böylece Fransa'dan biri 25 beygirlik biri 50 beygirlik iki uçak almak için gerekli olan para hemen toplanmıştır. Yeşilköy Safra düzlüğünde Kara Tayyare Mektebi ve Yeşilköy Feneri yakınlarında da Deniz Tayyare Mektebi kurulmuştur.

Havacılık açısından böyle bir durum söz konusuyken 2 Ağustos 1914 günü seferberlik ilan edilmiş ve Yeşilköy'de bulunan deniz uçaklarından ikisi İzmir biriside Çanakkale Müstahkem Mevzi Komutanlığına verilmiştir.

25 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale Nara Meydanı'na konuşlandırılan Nievport tipi deniz uçağı ile Dnz.Yzb. Savmi, Ütğm. Fazıl, Ütğm. Cemla'in yaptığı keşif uçuşlarıyla bölgede ki İngiliz ve Fransız gemi hareketleri izlenmeye başlanmıştır. Bu keşif uçuşlarıyla hem düşmanın gemi hareketleri hemde düşmanın sahip olduğu gemi tipleri hakkında detaylı bilgiye sahip olunmuştur.

18 Mart 1915 günü pilotlarımız keşif raporlarını erkenden teslim etti ve boğaza giren düşman gemilerinin topçu ateşi başladı bu topçu ateşine Ark Royal uçak gemisinden havalanan İngiliz uçakları da bombardımana eşlik etmişlerdi.Çanakkale Savaşı Hava Harekatı

Çanakkale savaşında kahraman pilotlarımız keşif görevlerinin haricinde başka görevlerde icra etmişlerdi düşmanın üstün hava gücünü kırmak maksadıyla 18 düşman uçağının mevzi edildiği  Bozcaada'da ki meydana bir taarruz planlamışlardı. Fakat burada ki uçaklar keşif görevi için önceden havalandığından düşman uçaklarıyla havada karşılaşılmıştır. Kısa bir hava muharebesinden sonra hasarsız bir şekilde meydana geri dönülmüştür. 
Bundan esinlenen düşman kuvvetleri bizim alanımıza saldırmışsa da meydanda dağıtılarak saklanan uçaklarımız herhangi bir zarar almamıştır.
Çanakkale Savaşı Hava Harekatları Türk ordusunun kara ve denizde olduğu gibi havada da kendisine verilen her türlü görevi büyük bir cesaret içerisinde yaptığını kanıtlamıştır.
]]>
Çanakkale Savaşı Kara Harekatı https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi-kara-harekati.html Sat, 08 Dec 2018 08:39:37 +0000 Çanakkale Savaşı Kara Harekatı, insanlık tarihinin belki de bir daha göremeyeceği savaşlara sahne olmuştur.Çanakkale Boğazı'nın donanma gücüyle geçilmesinin imkansızlığını anlayan İtilaf Devletleri, de Çanakkale Savaşı Kara Harekatı, insanlık tarihinin belki de bir daha göremeyeceği savaşlara sahne olmuştur.

Çanakkale Boğazı'nın donanma gücüyle geçilmesinin imkansızlığını anlayan İtilaf Devletleri, deniz ve kara araçları ile yapılacak bir çıkarma harekatına karar verdiler. Müttefik kuvvetlerin İskenderiye, Limni ve Kahire adasında toplanması önemli bir saldırının gerçekleşeceğinin habercisiydi. Fransız ve İngiliz gazetelerinde yazılan propaganda yüklü haberler, doğu cephesinde yeni bir zafer müjdelerken aynı zamanda da 18 Mart felaketini ört bas etmeye çalışıyordu.

Yapılan plan şöyle idi; İngilizlerin 29'uncu Tümeni Seddülbahir'e çıkartma yapacak, onu sıra ile 1'inci Fransız Tümeni ve 2'inci İngiliz Deniz Tümeni takip edecekti. Böylece Alçıtepe'yi ele geçireceklerdi. Anzak birlikleri ise Arıburnu'na çıkarılacak ve bu iki kuvvet Kilitbahir Platosu'nda bir araya gelecekti. Kumkale-Beşige sahillerine gösteri çıkarması yapma görevi ise 1'inci Fransız Tugayına verilmişti. 

Kumkale Muharebeleri (25-27 Nisan 1915)

Gelibolu Yarımadası'na çıkarma yapacak olan birliklerin harekatına yardım edebilmek için Çanakkale Boğazı'nın Anadolu yakasındaki Türk kuvvetlerinin meşgul edilerek bu birliklerin Gelibolu'ya kuvvet kaydırılmasını engellemek amacıyla Kumkale'ye aldatma niteliğinde çıkarma yapmışlardır. Fransız Birlikleri 25 Nisan 1915'te Kumkale bölgesinde kıyı başını ele geçirmiş fakat bölgede bulunan Türk birliklerinin savunması karşısında ilerleyememiş ve 26-27 Nisan gecesi çekilmişlerdir.

Çanakkale Savaşı Kara HarekatıSeddülbahir Muharebeleri (25 Nisan-9 Ocak 1916)

İtilaf Kuvvetleri, taktik açısından bir kilit nokta oluşturan Gelibolu Yarımadasının güneyinde bulunan Alçıtepe'yi ele geçirmek amaca ile çıkarma yeri olarak Seddülbahir bölgesinde beş ayrı sahil kesimini çıkarma noktaları olarak belirlemiştir. Ertuğrul ve Tekke Koyları çıkarma harekatının ağırlık merkezi olarak seçilmiştir. Tekke ve Ertuğrul Koylarının sağ ve sol yanında bulunan bölgelerde yer alan Morto, Pınariçi ve İkiz Koylarına çıkarılacak olan kuvvetler ise esas taarruzu yapacak kuvvetin yan emniyetlerini sağlayacaklardır.

Seddülbahir'i savunan 26. Alayın 3. Taburu, 25 Nisan 1915 günü kendisinden neredeyse dokuz kat daha fazla sayısal üstünlüğe sahip İngiliz-Fransız kuvvetlerini durdurmayı başarmış ve onları ilk hedeflerinden yani Alçıtepe'ye ulaşmalarından alı koymuştur.

Seddülbahir bölgesindeki çarpışmalar kanlı ve karşılıklı olarak 13 Temmuz 1915 tarihine kadar sürmüştür. Geçen sürede Birinci, İkinci ve Üçüncü Kirte; Birinci ve İkinci Kerevizdere ve Zığındere Muharebeleri sonrasında bölgedeki çarpışmalar mevzi muharebesi haline dönmüştür. Bütün şiddetiyle devam eden muharebelerde İngilizler yarımadanın güneyinde sadece 5,5 km'lik bir cephe hattını işgal edebilmişlerdir; derinlikte ise İlyasbaba Burnu'ndan ön cephe hattına kadar yaklaşık olarak 6 km ilerleyebilmişlerdir. 24 saat içinde ele geçirmeyi planladıkları Alçıtepe'ye 25 Nisan 1915 sabahı itibariyle 8,5 ay süren kanlı muharebelere rağmen hiçbir zaman ulaşamamışlardır.

Arıburnu Muharebeleri (25 Nisan 1915-6 Ağustos 1915)

25 Nisan 1915'te gün ağarmadan Avustralya ve Yeni Zelandalılardan oluşan Anzak birlikleri ile Büyük ve Küçük Arıburnu bölgelerinde başlamıştır Çıkarma Harekatı'nda Anzak birliklerini karşılayan 27. Alay'ın 2'nci Taburunun 82'nci bölüğünden bir takımdır. Bir avuç Türk askerinden oluşan bu takım Anzak kuvvetlerinin düzenini bozmuş ve planlanan hedeflerine ulaşmalarını geciktirmiştir. Fakat 27. Alay'ın sağ tarafında bulunan ve Conkbayırı-Kocaçimen Tepesi'nin oluşturduğu hakim arazi tehlikeli bir biçimde boş kalmıştır. Böyle bir kritik anda 19'ncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, tehlikeyi sezerek Arıburnu bölgesine müdahale kararı almış ve Anzak birliklerini geri püskürtmüştür.

19 Mayıs 1915'te icra edilen ve sonuçsuz]]> Çanakkale Savaşı Deniz Harekatı https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi-deniz-harekati.html Sat, 08 Dec 2018 15:54:25 +0000 Çanakkale Savaşı Deniz Harekatı I. Dünya Savaşında Osmanlı Devletiyle ile İtilaf Devletleri deniz filosu arasında 19 Şubat 1915'den 18 Mart 1915'e kadar Çanakkale Boğazında yapılan bir dizi deniz operasyonunu kapsamaktadır. İt Çanakkale Savaşı Deniz Harekatı I. Dünya Savaşında Osmanlı Devletiyle ile İtilaf Devletleri deniz filosu arasında 19 Şubat 1915'den 18 Mart 1915'e kadar Çanakkale Boğazında yapılan bir dizi deniz operasyonunu kapsamaktadır. İtilaf Devletleri'nin oluşturduğu birleşik filonun 18 Mart 1915 de yapmış olduğu son ve en kapsamlı operasyon birçok kaynakta 18 Mart Deniz Savaşı olarak geçmektedir.


Bir ada devleti olan İngiltere donanma yönünden zamanının süper gücü konumundaydı. O tarihe kadar yenilgisi bulunmayan İngiliz Donanmasının kendine güveni tamdı. Dünyanın bu en güçlü donanması Fransa ile de birleşince korkunç büyüklükte bir armada oluşturuldu. Karşılarında savaşlardan yıpranmış güçsüz durumdaki Osmanlı Devletine bu armada karşısında hiçbir şans vermiyorlardı. İtilaf Devletleri 19 Şubat 1915'de harekata başladı ve kıyıda bulunan Osmanlı Bataryalarını yoğun top ateşi altına aldılar. 13 Mart 1915'e kadar bu durum böylece devam etti ama İtilaf Devletleri bu işin düşündükleri kadar kolay olmayacağını anladılar. Çünkü bir aylık top atışlarında çokta bir ilerleme kaydedilmemişti. 

17 Mart 1915'de Amiral Carden'in yerine Amiral De Robbeck'in atanmasıyla 18 Martta ki plan uygulanmaya konuluyordu. 18 Mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman filosu boğazda görüldü. 1. düşman tümeni bizzat Amiral De Robbeck tarafından yönetiliyordu. Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson muharebe gemileri ve Inflexible muharebe kruvazöründen oluşan birinci tümen sabah 10:30'da boğazdan içeriye girdi. Planlanan noktaya gelindiğinde Queen Elizabeth'in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası, Lord Nelson'un hedefi Namazgan Tabyası, Inflexible'ın hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyası idi. Saat 11:30'da merkez tabyalarına ateş başladı. Bu arada düşman gemileri Kumkale'den gelen tedirgin edici topçu ateşine de girmişlerdi. Üzerilerine obüslerden yoğun bir ateş başlamıştı. Yinede mesafe uzak olduğundan Türk topçu ateşi gemiler için çok bir tehlike oluşturmuyordu. Saat 12:00 sularında Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye ateş almıştı. İtilaf Devletleri'nin üçüncü filosuda birinci filonun arkasında yerini aldı. Arada ki Türk bataryaları her ne kadar sussa da ana bataryalar ateşe devam etti. İtilaf Devletleri en son bataryalara üstünlük kurup ikinci tümeni üçüncü tümen yerine getirip mayın taramaya başlayacaklardı ama beklenmedik bir şey oldu.Çanakkale Savaşı Deniz Harekatı

Saat 14:00'e doğru Suffren ve Bouvet boğazı terk ediyordu. Inflexible ise mayına çarpmış ve Bozcaada'ya zorla geçebilmişti. Bouevet ilerlerken bir iki patlama oldu ve boğazın sularına gömüldü. Muhripler ve istim botlar personeli kurtarmaya gittiğinde 20 kişi kurtarabilmişti 603 kişi sulara teslim olmuştu. Üçüncü tümen gemileri ikinci tümenin yerini aldığında bu manzarayla karşılaştılar. Gemilerin top ateşi sonucu Rumeli Hamidiye ve Namazgah bataryaları savaş dışı kalmıştı. Anadolu Hamidiye bataryası hasar almamıştı ve Irrısistible'a ateş ediyordu. Irrisistible ateşten kaçarken Nusret Mayın Gemisinin bıraktığı bir mayına çarptı. Hiç planda yokken Nusret'in bıraktığı mayınlar can alıyordu. Bölgenin mayınlı olduğunu anlayan Amiral De Robbeck geri çekilme emrini verdi. Geri çekilirken Ocean'da mayına çarptı. 

Çanakkale Savaşı Deniz Harekatı sonrası İtilaf Devletleri kara harekatı olmadan Çanakkale'yi geçemeyeceklerini anlamışlardı. Güçsüz gördükleri Türk Milleti karşılarında bir kahramanlık destanı yazmıştı. 

]]>
Çanakkale Savaşının Nedenleri https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasinin-nedenleri.html Sat, 08 Dec 2018 22:51:23 +0000 21 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile, İttifak Devletleri safında yer almak üzere bir antlaşma imzalamıştı. Ancak bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin savaş hazırlıkları henüz başlamadığı için gizli tutulmuştu. Osmanlı Devleti' 21 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile, İttifak Devletleri safında yer almak üzere bir antlaşma imzalamıştı. Ancak bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin savaş hazırlıkları henüz başlamadığı için gizli tutulmuştu. Osmanlı Devleti'ni bu antlaşmanın hemen ertesinde seferberlik hazırlıklarına başlamıştı. Aynı zamanda Osmanlı Devleti, "silahlı tarafsızlık"ını ilan etmiştir.

Akdeniz’de İngiliz donanması önünden çekilen Alman SMS Goeben ve SMS Breslau ağır kruvazörlerinin, Amiral Souchon komutasında 10 Ağustos 1914 günü Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’a gelmeleri büyük bir gerginlik yaratmıştı, çünkü Osmanlı Devleti, Boğazlar Antlaşması gereği boğazları tüm savaş gemilerine kapalı tutmak durumundaydı. Alman Donanması’na bağlı bu gemilerin Boğazdan geçişine izin vermek savaş nedeni sayılacaktı. Ancak Osmanlı Devleti, bu gemilerin Almanya’dan satın alındığını açıklayarak gerginliği ertelemiştir. Sözkonusu gemiler 16 Ağustos 1914 tarihinde Yavuz ve Midilli adlarıyla Osmanlı Donanması’na katılmışlardı. Bu gemilerdeki Alman mürettebat, Osmanlı Donanması’na ait subay ve erat üniformaları giyerek gemilerdeki görevlerini sürdürmüşler, Amiral Souchon ise Osmanlı Donanması Komutanlığı’na getirilmişti. Böylece Almanya, yakın gelecekte Rus limanlarına karşı kullanılmak için iki büyük silahını Akdeniz'den geçirerek Karadeniz'in hemen yakınına atmış olmaktadır. Bu silahlar Ekim 1914 ayında hem Rus limanlarını vurmak için, hem de Osmanlı Devleti'ni bir oldu bittiye getirerek savaşın içine çekmekte kullanılacaktır.

Yavuz ve Midilli’nin de içinde bulunduğu bir Osmanlı filosunun Amiral Souchon komutasında 27 Ekim 1914 günü Karadeniz kıyılarındaki Rus limanlarını bombalamaları ardından hem Rusya İmparatorluğu hem de Birleşik Krallık, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiştir.

Batı Cephesi’nde 1914 yılının Eylül ayı sonlarında Alman orduları, Fransız-İngiliz savunmasını yaramamışlar, tüm Batı Cephesi’nde cepheler kilitlenmişti. Bu durum Almanya açısından Batı Cephesi’ndeki savaşın kısa sürede bitmeyeceği anlamına geliyordu. Oysa Alman savaş planı ( Schlieffen Planı), ilk adımda Batı Cephesi’nde kısa sürede Fransız-İngiliz kuvvetlerinin yenilgiye uğratılması, ikinci adımda ise tüm kuvvetlerin Doğu’ya kaydırılarak Rusya’nın savaş dışı bırakılması esasına dayanıyordu. Schlieffen Planındaki bu sapma ardından Almanya, önce Rusya’yı savaş dışı bırakmak, Doğu’da serbest kalan kuvvetleri ile Batı Cephesi’ne yeniden yüklenmek istemişti. Osmanlı 3. Ordu'sunun Kafkasya bölgesindeki Kasım – 1914 ayı başlarındaki taarruzları bu planın hazırlık aşamalarından biriydi.Çanakkale Savaşının Nedenleri

Avrupa cephelerindeki bu gelişmeler, İngiltere ve Fransa’yı müttefikleri Rusya’yı desteklemek zorunda bırakmıştı. Zaten Rusya, Almanya üzerinde yeterince güçlü bir baskı yapamamaktaydı. Kısıtlı endüstriyel kapasitesi dolayısıyla İngiliz ve Fransız desteğine gerek duyuyordu. Fransa ve İngiltere’nin bu desteği sağlaması için olası dört yol vardır. Kuzey ulaşım hatlarından ikisi olanaksızdır. Kuzey Buz Denizi, yılın çok büyük bölümünde donmuş olduğundan deniz ulaşımına olanak vermemektedir, Baltık Denizi ise Alman Donanması’nın denetimindedir. Orta ulaşım yolu olan Avrupa karayolu ise Alman denetimindedir. Olası dördüncü yol ise Osmanlı Devleti’nin denetiminde bulunan Çanakkale ve İstanbul boğazlarının oluşturduğu denizyoludur. Çok yakın geçmişte, Balkan Savaşı’nda, Trablusgarp Savaşı’nda ve Sarıkamış Harekatı’nda ağır yenilgiler almış olan Osmanlı Devleti’nin askeri gücü, İtilaf Devletleri’nce zaten yetersiz olarak değerlendirilmektedir. Avrupalılarca "hasta adam" olarak görülen yaşlı Osmanlı Devleti'nin boğazlardaki bir saldırıyı kaldıramayacağı düşünülmektedir. Eğer Boğazlar askeri olarak kontrol altına alınabilirse, Rusya’nın desteklenmesi olanaklıdır. Gerçekten de Rusya, Kasım ayı başlarında müttefiklerinden Çanakkale Boğazı’na göstermelik de olsa bir saldırı yapılmasını istemiştir. Böylece Kafkasy]]> Çanakkale Savaşı Öncesi https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi-oncesi.html Sun, 09 Dec 2018 12:45:54 +0000 Çanakkale Savaşı öncesi, birçok gelişme meydana gelmiştir. 20. Yüzyılın başlarında Avrupa’da yer alan ülkeler artık Avrupa dışarısına taşmaya başlamışlardı. Avrupa dışındaki yerlerde sömürgecilik başlatmaya Çanakkale Savaşı öncesi, birçok gelişme meydana gelmiştir. 20. Yüzyılın başlarında Avrupa’da yer alan ülkeler artık Avrupa dışarısına taşmaya başlamışlardı. Avrupa dışındaki yerlerde sömürgecilik başlatmaya başlamışlardı ve milliyetçilik akımı ile Avrupa bölünmeye başlamıştı. En çok çekişme Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasında olmaktadır. Osmanlı Hükümet'i, 2 Ağustos 1914 senesinde Almanya'nın yanında olarak Almanya ile bir antlaşma imzalamıştır. Bu antlaşma savaşın henüz başlamaması nedeniyle gizli tutulmuştur. Osmanlı Devleti Çanakkale Savaşı öncesi kendi güvenliği için seferberlik ilan ederek silahlı tarafsızlık ilan etmiştir.

Akdeniz de yer alan Alman gemilerinin Çanakkale Boğazından geçerek İstanbul'a gelmesi büyük yankıya sebep oldu. Bu yankının nedeni Osmanlı Devlet'inin antlaşma gereği bütün savaş gemilerine boğazları kapatması gerektiğidir. Ancak Osmanlı Devleti Alman gemilerinin geçmesine izin vererek bir savaşın başlamasına neden olmuştur. Çanakkale Savaşı öncesi Osmanlı Hükümet'i bu gemilerin Almanya’dan satın alındığını belirterek meydana gelen gerginliği bir süreliğine ertelemiştir. Bu 2 savaş gemisi 16 Ağustos 1914 senesinde Osmanlı donanmasına katılmıştır.

Çanakkale Savaşı Öncesi

Çanakkale Savaşı öncesi, İtilaf Devletleri boğazları ele geçirerek Rusya ile hem ticari yönden hem de askeri yönden rahat bir işleyiş yapmak istemektedirler. İtilaf Devletleri, Osmanlı Devlet'inin Almanya’dan gerekli desteği göremeyeceğini düşünerek Osmanlı Devleti’ne saldırma kararı almışlardır. Bu saldırı sonucunda İtilaf Devletleri başarılı gelirse eğer, bu başarıyı gören birçok ülke İtilaf Devletlerine katılmayı isteyeceklerdir. Bu düşüncelerin sonrasında İngiltere 28 Ocak 1915 senesinde Osmanlı Devleti’ne savaş açma kararı almış ve Osmanlı Devleti’ne saldırmıştır. Bu kararın ardından Fransa’ da İngiltere’ye katılarak Osmanlı Devleti’ne saldırmıştır. Çanakkale Savaşı öncesi Osmanlı Devleti sarsıntı da olduğu için bu savaştan olumsuz bir sonuçla çıkacağı düşünülmekteydi. Bu düşüncenin farkında olan Osmanlı Devleti gerekli tüm hazırlıkları yaparak savaşa hazırlanmıştır.

]]>
Çanakkale Savaşı https://www.canakkalesavasi.gen.tr/canakkale-savasi.html Mon, 10 Dec 2018 01:34:02 +0000 Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı bölümü olarak bilinir. Türk'ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfasıdır. I.Dünya savaşı'ndan kısa bir süre önce, 1911-1912 yılla Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı bölümü olarak bilinir. Türk'ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfasıdır. I.Dünya savaşı'ndan kısa bir süre önce, 1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika topraklarını İtalya'ya kaptırmış, 1912-1913 Balkan Hezimeti ise, Rumeli'deki son Türk hakimiyetini silip süpürmüştür. Bulgar Ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, 500 yıldır Türk olan Rumeli'nin kaybı, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi, o zamanın devlet adamlarında siyasi yalnızlığımızın tabii bir sonucu olarak değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla I. Dünya Savaşı'na rastlayan günlerde Osmanlı devleti yalnızlıktan ve emniyetsizlikten kurtulmak fakat, Balkan savaşının kötü hatıralarının tesiri altında kalan her iki blokta Türk ittifakını küçümsemişler ve bu ittifakın kendileri için bir yük olmasından endişe etmişlerdi. Ancak, Alman İmparatoru, her iki blok arasındaki savaşta, Osmanlı devletinin hiç değilse bir kısım düşman kuvvetini meşgul edebileceği gerekçesiyle müdahale etmiştir.

Bu suretle Osmanlı devleti, kaderini alelacele, 2 Ağustos 1914'te "Üçlü ittifak'a bağlamıştır. İşte Çanakkale Zaferini yaratan kuvvet. 1914 yazında küçümsenen değeri hakkında yanlış teşhis konan bu TÜRK ORDUSU'dur. Avrupa'da savaş bütün şiddetiyle sürerken, hareket harbinin yerini siper harbi almıştır. Bu cephede yarma yapmak ve kesin sonuç almak son derece zorlanmıştır. Halbuki "üçlü itilaf"ın askere gücü günden güne artmaktadır.

Bu güç , hareket savaşına müsait başka savaş alanlarında kullanılmalıdır. İngiltere Başkanı Lloyd GEORGE ve Bahriye Nazırı CHARCHILL bu görüşü benimsemişlerdir. Çanakkale Savaşları, işte bu görüşü benimseyenlerin esiridir.

Hareket sahası olarak Gelibolu Yarımadası'nın seçilmesi, bu bölgenin jeopolitik bakımdan çok büyük öneme sahip olmasındandır. Boğazlar, Güney Rusya ve bütün karadeniz kıyılarının açık denizlere olan tek çıkış noktasıdır. Harp halinde bu geçidin kapanması, Rusya içih hayati önem taşımaktadır. Zira, Rusya'nın insan ve hammadde kaynakları zengin, fakat sanayi ve mali imkanları sınırlıdır. Bunun için uzun ve sürekli bir savaşın gerektirdiği silah, cephane ve malzeme ikmalini temin edemeyecek durumdadır.

Bu durumda boğazlar doğu cephesinin en müsait ve hayati menzul hattını teşkil etmektedir. Bu geçidin açılmasıyla Rusya'yı takviye edecek, batı cephesinin yükünü hafifletecek, dolayısıyla savaşı kısaltacaktır. Osmanlı devletinin savaş dışı edilmesiyle, muhtemelen Balkan devletleri ve İtalya "itilaf" devletleri yanında savaşa katılacaklardı.

O zaman İngiliz Bahriye Nazırı olan CHURCHILL'in ısrarla üzerinde durduğu bu fikirlere önceleri pek itibar edilmemiştir. Ancak 1914 Aralık ayında başlayan Türk Sarıkamış harekatı üzerine telaşlanan; çok zor durumda kalan hiç değilse bir kısım Türk kuvvetlerinin başka Cephelere çekilmesini isteyen Rusya'nın yükünü azaltmak için, Çanakkale seferine karar verilmiş, fakat kesin neticeyi batı cephesinde arayanları darıltmamak amacıyla önce sadece donanmayla ve zorla Çanakkale Boğazı geçilmeye çalışılmıştır.

]]>